Pınar Aytekin

Halifeliğin Kaldırılması: Bir Milletin Kendi Kaderini Elinde Tutma İradesi

3 Mart 1924… Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi, tarihin en kritik kararlarından birini aldı: Halifelik kaldırıldı. Bu karar, yalnızca bir makamın sonu değildi. Aynı zamanda egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun ilanının somutlaşmış haliydi. OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E: ZİHNİYET DEĞİŞİMİ Osmanlı İmparatorluğu döneminde halifelik, siyasi ve dini otoritenin birleştiği …

Daha Fazla Oku

Bereketli Toprakların Bitmeyen İhmal Hikâyesi

ADANA… Türkiye’nin en verimli ovası. Sanayisi var, limanı var, tarımı var, genç nüfusu var. Ama yok olan bir şey var: vizyon. Bir şehir düşünün; Çukurova gibi bir nimetin ortasında, Ama hâlâ “neden gelişemiyoruz?” sorusunu soruyor. Bu artık kader değil. Bu yılların ihmali. Adana’nın dünü, bugünü ve yarınına şöyle bir bakacak …

Daha Fazla Oku

Çürüyoruz! Ve Kimse Masum Değil!

Yorulduk… Gerçekten yorulduk. Onca haksızlıktan, göz göre göre büyüyen adaletsizlikten yorulduk. Kokuşmuşluk artık saklanmıyor bile. Üstü örtülmüyor. Utanılmıyor. Normalleştiriliyor. Düzeni bozuk bir sistemin içinde nefes almaya çalışıyoruz. Çalışıyoruz ama geçinemiyoruz. Üretiyoruz ama doyamıyoruz. Konuşuyoruz ama duyulmuyoruz. Açlık kapımızda değil artık; soframızda. Sefalet bir istatistik değil, bir hayat biçimine dönüştürüldü. Emek …

Daha Fazla Oku

UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ / KADER Mİ, RANT MI?

6 Şubat… Takvim yapraklarında bir tarih değil artık. Bu ülkenin hafızasına kazınmış bir utanç, bir acı, bir hesap günüdür 6 Şubat. Resmî açıklamalara göre “asrın felaketi.” Peki gerçekten öyle mi? Yoksa asrın ihmali mi, asrın rantı mı, asrın suskunluğu mu? Deprem kaderdi diyenler de var. Evet, deprem kader olabilir ama …

Daha Fazla Oku

Atatürk’ü Yok Sayarak Bu Ülke Yönetilemez

Türkiye bugün yönetilmiyor. Türkiye idare edilmeye çalışılıyor ve bu iki şey aynı değil. Ekonomide çöküş, hukukta savrulma, eğitimde çürüme, toplumsal hayatta çözülme… Bunların hiçbiri tesadüf değil. Hepsi tek bir tercihin sonucudur: Atatürk’ün kurduğu akılcı Cumhuriyet anlayışından bilinçli kopuş. Atatürk’ü anlamak istemeyenler, onu yıllardır ya putlaştırarak etkisizleştirdi ya da görmezden gelerek …

Daha Fazla Oku

Bir Nesil Göz Göre Göre Kaybediliyor

Bir ülke düşünün… Okulları yarıyıl tatilinde yani şu an kapalı, Açık olsa ne olur ki eğitim kapalı… Gençleri hayatta ama gelecekleri hükmen ölü. Eğitim sistemi çökmüş durumda. Gençler birer birer yok oluyor. Ülke toz duman, perişanlık diz boyu. Biz yazmaktan usanmadık. Siz okumaktan… Ne yazık ki onlar görmekten bile vazgeçti. …

Daha Fazla Oku

Nefes Alamıyoruz!

Nefes alamıyoruz. Abartı değil, mecaz değil… Gerçekten nefes alamıyoruz. Her şey ateş pahası. Elektrik, kâğıt, mürekkep, internet, sigorta, kira… Saymakla bitmiyor. Küçük bir işletme için her ay bir mucizeye uyanmak gibi. Bir yerel gazete için ise bu artık mucize değil, mücadele. Soruyorum: Ne kazanıyoruz ki ne ödeyelim? Daha ayın başında …

Daha Fazla Oku

KAYBOLAN HAYATLAR, KORUNMAYAN ÇOCUKLAR

Bir baba… İki çocuk… Bir silah… Ve yine aynı cümle: “Geçici bir cinnet hali.” Bu ülkede “cinnet” kelimesi, geride kalanların vicdanını rahatlatan bir perdeye dönüştü. O perdeyi araladığımızda ise karşımıza çıkan şey çok daha ağır: ihmal, yalnızlık ve sistemli görmezden gelme. Bir baba iki çocuğunu öldürüp ardından intihar ettiğinde mesele …

Daha Fazla Oku

Nereye Dokunsak Çürüyor

Neye elimizi atsak kolumuz orada kalıyor… Sanki hayatın her köşesi pas tutmuş, her temasımızda biraz daha ağırlaşıyor yükümüz. Yoksulluk artık rakamlarla anlatılamıyor; sofradaki eksik ekmekle, ertelenen faturayla, çocuğun gözünden kaçırılan bir oyuncakla kendini ele veriyor. İnsanlar yoksul değil sadece, yorgun. Umutla yaşayamamanın yorgunluğu bu. Düzen bozuk… Ama bu öyle teknik …

Daha Fazla Oku

Basın susarsa, gerçekler yetim kalır…

Bir kahvaltı, bir yemek değil, Onur istiyoruz… 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü… Yine çiçekler, yine davetler, yine belediyelerin verdiği kahvaltılar, yemekler… Fotoğraflar çekildi, masalar kuruldu, “basın emekçileri” hatırlandı. Peki ya sonra? Biz gazeteciler yılda bir gün hatırlanmak istemiyoruz. Bir tabak yemekle, bir fincan çayla geçiştirilecek bir meslek yapmıyoruz. Biz onur …

Daha Fazla Oku