Bu yazı rahatsız edecek.
Çünkü gerçek rahatsız eder. Artık şunu açık açık konuşalım;
Biz sadece çocuklarımızı değil…
Büyümüş ama hayata karışamamış evlatlarımız da kaybediyoruz.
Üstelik sokakta değil, kötü arkadaşlarla değil sadece…
Evin içinde, aynı çatı altında, gözümüzün önünde,
Hafta hafta, gün gün ve saat saat yok oluşun eşiğinde…
Kapı kapalı. İçeride bir “yetişkin” var.
Ama o yetişkin;
Ne işe gidiyor…
Ne hayal kuruyor…
Ne de hayata tutunuyor.
Sabah kalkıyor… ekran.
Gece bitiyor… yine ekran.
Saatler değil, günler… Günler değil, yıllar geçiyor.
Ve biz hâlâ kendimizi kandırıyoruz:
“Geçer…”
“Dönem bu…”
“Büyüyünce düzelir…”
Hayır!
Geçmiyor!
Çünkü bu bir alışkanlık değil artık.
Bu bir yaşamdan kaçış biçimi.
Eskiden korku şuydu: “Çocuğum sokağa düşer mi?”
Şimdi korku daha ağır: “Evladım hayattan tamamen koptu mu?”
Çünkü artık sokak değil…
Oda tehlikeli. Evet, yanlış duymadınız.
Bir insanın odasından çıkmaması huzur değildir.
Sessiz olması iyi olduğu anlamına gelmez.
Bu…
Alarmdır.
Ama biz o alarmı duymuyoruz.
Duymazdan geliyoruz. Çünkü görmek zor.
Kabul etmek daha zor.
Şimdi susun…
Ve bir annenin içini dinleyin:
“Benim evladım büyüdü sandım…
Kendi ayakları üzerinde durur sandım…
Ama o sadece büyümüş…
Hayatla hiçbir bağı yok artık.
Sabah uyanıyor… bilgisayar.
Gece oluyor… yine bilgisayar.
Ben konuşuyorum…
Duymuyor, ben bakıyorum; görmüyor!
Aynı evdeyiz…
Ama ben evladıma ulaşamıyorum.
Eskiden ‘dışarı çıkma’ derdim…
Şimdi ‘ne olur çık’ diyorum…
Bir işi olsun istiyorum…
Bir amacı olsun istiyorum…
Ama o hiçbir şey istemiyor.
Ben artık korkuyorum…
Çünkü benim evladım
Yaşamıyor…
Sadece oyalanıyor.
Biri bana ‘geçer’ demesin…
Bu geçmez!
Ben çocuğumu değil…
Yetişkin olmuş evladımı kaybettim.”
İşte gerçek bu kadar sert. Bu kadar çıplak.
Bir insanın hayatı “oyalanarak” geçmez.
Ama biz buna izin veriyoruz. Şimdi kimse çıkıp da “oyunları yasaklayalım” demesin.
Bu saatten sonra yasak koymak; sorunu çözmek değil…
Gecikmiş vicdan temizliğidir.
Sorun oyun değil.
Sorun şu:
Bu insanlar gerçek hayatta bir yer bulamıyor.
Bulamayınca kaçıyor. Kaçtıkça kayboluyor. Kayboldukça geri dönemiyor…
Ve biz buna hâlâ “gençlik” diyoruz.
Hayır!
Bu bir gençlik meselesi değil. Bu bir nesil kaybı.
Sessiz… derin… ve geri dönüşü zor bir kayıp.
Ne siren var… Ne alarm…
Ama yıkım büyük.
Bugün o kapıyı açmazsanız…
Yarın o odada bir evlat değil, hayatla bağını tamamen koparmış bir gölge bulursunuz.
Ve o zaman…
Ne pişmanlık işe yarar… Ne gözyaşı… Ne de “keşke”…
Çünkü gerçek şu:
OYUN BİTİNCE ÇIKACAK SANDINIZ…
HAYAT BİTTİ, O HÂLÂ ÇIKAMADI!
AsHaberAdana.Com ~ Adana'da Haberin Merkezi Adana Gündem – Adana Haberleri – Adana Büyükşehir Haberleri – Adana Haber Ajansı – Adana Gazetesi – As Haber Adana