Bereketli Toprakların Bitmeyen İhmal Hikâyesi

ADANA…

Türkiye’nin en verimli ovası.

Sanayisi var, limanı var, tarımı var, genç nüfusu var.

Ama yok olan bir şey var: vizyon.

Bir şehir düşünün;

Çukurova gibi bir nimetin ortasında,

Ama hâlâ “neden gelişemiyoruz?” sorusunu soruyor.

Bu artık kader değil.

Bu yılların ihmali.

Adana’nın dünü, bugünü ve yarınına şöyle bir bakacak olursak;

DÜN: ÜRETEN ŞEHİRDEN UNUTULAN ŞEHRE

Adana bir zamanlar Türkiye’nin sanayi lokomotiflerinden biriydi.

Tekstil fabrikaları çalışır, pamuk tarlaları üretir, narenciye dünya pazarına açılırdı.

Turgut Özal döneminde serbest piyasa hamleleriyle Anadolu şehirleri sıçrama yaparken Adana da ivme yakalamıştı.

AMA SONRA NE OLDU?

Yanlış özelleştirmeler, plansız büyüme, göç dalgaları ve merkezi idarenin ilgisizliği…

Adana üretimden uzaklaştırıldı.

Sanayi yatırımları başka şehirlere kaydı.

Liman avantajı Mersin’e kaptırıldı.

Tarımda katma değerli üretim yerine ham ürün ihracatına mahkûm kalındı.

Bir zamanlar Türkiye’yi besleyen şehir, kendi gençlerine iş bulamaz hale geldi.

BUGÜN: POTANSİYELİ OLAN AMA PLANI OLMAYAN ŞEHİR

Bugün Adana’da en büyük sorun ne?

İşsizlik.

Gençlerin umutsuzluğu.

Plansız kentleşme.

Kentsel dönüşümün bir türlü netleşmemesi.

Uyuşturucu ve çeteleşme riski.

Ve en önemlisi: siyasi dağınıklık.

Adana yıllardır merkezi iktidarla yerel yönetim arasında sıkışmış bir şehir.

Bir proje başlıyor, yarım kalıyor.

Bir vaat açıklanıyor, takibi yapılmıyor.

Şehrin marka değeri hâlâ kebap ve sıcak hava üzerinden konuşuluyor.

Oysa Adana bir tarım teknolojisi merkezi, bir lojistik üs, bir enerji koridoru olabilir.

Ama olamıyor.

Çünkü siyaset burada günü kurtarmaya odaklı.

Uzun vadeli şehir vizyonu yok.

Asıl Sorun: Siyasetin Adana’yı Okuyamaması

Adana sadece yatırım istemiyor.

Adana yönetişim istiyor.

Bu şehir popülist vaatlerle değil, planlı kalkınmayla ayağa kalkar.

Tarımda kooperatifleşme ve markalaşma olmadan,

Organize sanayi bölgeleri teknolojiye dönmeden,

Üniversite-sanayi iş birliği güçlenmeden,

Liman ve lojistik entegrasyonu tamamlanmadan,

Adana büyüyemez.

Siyasi partiler burada seçimden seçime hatırlanan projelerle oy istiyor.

Ama kimse 10 yıllık kalkınma planı açıklamıyor.

YARIN: ADANA AYAĞA KALKABİLİR Mİ?

Evet, kalkabilir.

Ama bunun için üç şey şart:

Merkezi hükümetle kavga değil, stratejik iş birliği

Yerel yönetimlerde liyakat

Şehri temsil eden güçlü bir ortak akıl

Adana’nın ihtiyacı hamasi nutuklar değil.

Veri temelli kalkınma politikaları.

Bu şehir;

Yatırımcının güven duyduğu,

Gençlerin kalmak istediği,

Tarımın teknolojiyle buluştuğu bir merkez olabilir.

Ama önce şu soruyu sormalıyız:

Adana’yı gerçekten seven siyasetçi kim?

Ve kim sadece seçim döneminde hatırlıyor?

SON SÖZ

Adana’nın geri kalmışlığı kader değil.

Yanlış yönetimlerin birikmiş sonucudur.

Bu şehir hâlâ güçlü.

Toprağı güçlü.

İnsanı güçlü.

Ama siyaset, o gücü yönetemiyor.

Adana artık vaat değil, icraat görmek istiyor.

Ve bu şehir susmuyor, susmak istemiyor!

Sadece doğru lideri bekliyor…

Bunları da Okuyabilirsiniz

BAŞKAN KOZAY TOROS’TA HALKLA BULUŞUYOR

Çukurova Belediye Başkanı Emrah Kozay, ilçede başlattığı kapsamlı saha programı kapsamında Toros Mahallesi’nde incelemelerde bulunmaya …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir