Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında Osmanlı Devleti siyasî, askerî ve idarî bakımdan ağır bir çözülme sürecine girmiştir. Ateşkes hükümleri doğrultusunda ordular terhis edilmiş, stratejik bölgeler İtilaf Devletleri’nin denetimine açılmış ve devlet otoritesi büyük ölçüde zayıflamıştır. İstanbul’un işgal baskısı altında bulunması Osmanlı yönetiminin hareket alanını daraltırken, Anadolu’da güvenlik sorunları ve yerel direniş …
Daha Fazla OkuDar Ağacında Üç Fidan
6 Mayıs, Türkiye siyasal tarihinin kırılma anlarından biri olarak, yalnızca üç gencin idam edildiği bir tarih değil; devlet, ideoloji ve muhalefet ilişkilerinin en sert biçimde tezahür ettiği bir dönemin simgesidir. 1971’de darağacına gönderilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, Türkiye’de yükselen gençlik hareketlerinin ve radikal siyasal taleplerin en görünür …
Daha Fazla Oku“Geri dönüş yok”, “emeğin hakkı lütufla değil, mücadeleyle kazanılır”
1991’de Zonguldak maden işçileri yalnızca ekmekleri için değil, onurları ve gelecekleri için yürüdü. Yüz binlerce emekçi “geri dönüş yok” diyerek Ankara’ya yöneldiğinde, yükselen yalnızca bir hak arayışı değil; alın teriyle ayakta duranların isyanıydı. O yürüyüş, işçi sınıfının birleştiğinde neleri değiştirebileceğinin en güçlü göstergelerinden biri oldu. Aradan geçen yıllara rağmen madenlerin …
Daha Fazla Oku23 Nisan: Egemenliğin Çocuklara Bırakılan En Değerli Mirası
23 Nisan, takvimde sıradan bir bayram günü değildir. O tarih, bir milletin kaderini kendi ellerine aldığı; iradenin saraydan halka geçtiği büyük bir siyasal kırılmanın adıdır. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması, yalnızca yeni bir meclisin kurulması değil, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun ilanıdır. Bu yönüyle 23 Nisan, …
Daha Fazla Oku“Sorun Olay Değil, Sistemin Kendisi”
Bir okul kapısından içeri giren çocuklar sadece çanta taşımaz; o kapıdan içeri umut girer, gelecek girer. Ve devletin en temel görevi, o umudu korumaktır. Ama Siverek’te olanlar bize şunu açıkça gösterdi: O kapılar artık yeterince güvenli değil. Yaralanan öğretmenler, öğrenciler, bir kantin emekçisi… Bu tabloyu “üzücü bir olay” diyerek geçiştirmek …
Daha Fazla Oku18 Mart Çanakkale: Bir İmparatorluğun Çöküşünden Bir Milletin Doğuşuna
Tarih bazen bir milletin kaderini tek bir cephede yazar. 18 Mart, işte böyle bir gündür. Çanakkale Savaşı başladığında Osmanlı İmparatorluğu artık yorgundu, zayıftı, parçalanmanın eşiğindeydi. Yıllarca süren savaşlar devleti tüketmiş, emperyalist güçler Anadolu’nun kaderini kendi haritalarında çoktan çizmişti. Boğazlara dayanan dev donanmalar yalnızca bir geçidi değil, bir milletin varlığını hedef …
Daha Fazla Oku12 Mart – Dünya Okul Yemeği Günü
Bugün dünyada yüzü aşkın ülke, çocuklarının okula aç gitmemesi için ücretsiz okul yemeği programları uyguluyor. Çünkü biliyorlar ki; aç bir çocuk ne derse odaklanabilir, ne hayal kurabilir, ne de geleceğe umutla bakabilir. Ama Türkiye’de hâlâ milyonlarca çocuk sabah evden aç çıkıyor. Birçok çocuk teneffüslerde kantine bakıp hiçbir şey alamadan sınıfına …
Daha Fazla OkuTAM BAĞIMSIZLIĞIN GENÇ SESİ
Tıbbiyeli Hikmet 1919’un karanlık günlerinde bir tıp öğrencisi kürsüye çıktı ve bütün bir milletin kaderini özetleyen o cümleyi kurdu: “Manda kabul edilemez.” Tıbbiyeli Hikmet’in sesi yalnızca bir öğrencinin değil, bağımsızlık isteyen bir milletin sesiydi. 1919 yılı, Osmanlı Devleti için tarihinin en ağır ve en kırılgan dönemlerinden birine işaret ediyordu. I. …
Daha Fazla Oku8 Mart: Kutlama Değil, Hesaplaşma
Her yıl aynı sahne: 8 Mart geldiğinde vitrinler mor renge boyanır, kurumlar “kadının gücü” temalı mesajlar yayımlar, siyasetçiler eşitlik vurgusu yapar. Ama gelin açık konuşalım: 8 Mart bir kutlama günü değildir. 8 Mart, düzenle hesaplaşmanın günüdür. Çünkü bu günün kökü zarif salonlarda değil, yanmış bir fabrikanın karanlığında filizlenmiştir. 1857’de ABD’nin …
Daha Fazla OkuYoksulluk kader değildir.
Derin yoksulluk, yalnızca ekonomik bir yetersizlik hali değil; temel insan haklarının sistematik biçimde ihlali anlamına gelen yapısal bir eşitsizlik biçimidir. Bu ihlallerin en görünür ve en yakıcı olanı ise açlık döngüsüdür. Açlık, çoğu zaman kamuoyunun düşündüğünden çok daha erken başlar: doğumdan sonra değil, anne karnında. Bir çocuğun yaşamının ilk 1000 …
Daha Fazla Oku
AsHaberAdana.Com ~ Adana'da Haberin Merkezi Adana Gündem – Adana Haberleri – Adana Büyükşehir Haberleri – Adana Haber Ajansı – Adana Gazetesi – As Haber Adana