Halifeliğin Kaldırılması: Bir Milletin Kendi Kaderini Elinde Tutma İradesi

3 Mart 1924…

Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi, tarihin en kritik kararlarından birini aldı: Halifelik kaldırıldı.

Bu karar, yalnızca bir makamın sonu değildi. Aynı zamanda egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun ilanının somutlaşmış haliydi.

OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E: ZİHNİYET DEĞİŞİMİ

Osmanlı İmparatorluğu döneminde halifelik, siyasi ve dini otoritenin birleştiği bir makam olarak varlığını sürdürüyordu. Ancak imparatorluğun son yüzyılında bu makam, fiili gücünden çok sembolik bir anlam taşımaya başlamıştı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla birlikte egemenlik anlayışı değişmişti. Artık güç, hanedandan millete geçmişti. 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti ilan edilmişti. Halifeliğin kaldırılması ise bu devrimin tamamlayıcı halkasıydı.

Atatürk’ün mücadelesi yalnızca askeri bir zafer değildi. O, aynı zamanda zihinsel bir kurtuluş savaşı veriyordu.

O GÜN VERİLEN MÜCADELE

Halifeliğin kaldırılması kolay olmadı. İçeride muhalefet vardı, dışarıda baskı vardı. Bazı çevreler, Türkiye’nin İslam dünyasındaki liderliğini kaybedeceğini savunuyordu.

Ancak Atatürk için asıl liderlik, başka coğrafyalara sembolik unvanlar dağıtmak değil; kendi milletini çağdaş uygarlık seviyesine taşımaktı.

Onun şu yaklaşımı belirleyiciydi:

“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”

Bu ilke, halifeliğin kaldırılmasıyla çelişemezdi.

BUGÜN GELİNEN NOKTA

Aradan bir asır geçti. Bugün Türkiye’de laiklik hâlâ tartışılıyor. Halifeliğin kaldırılması zaman zaman yeniden gündeme getiriliyor.

Ancak şunu görmek gerekiyor:

Halifeliğin kaldırılması, bir inanç meselesi değil; bir yönetim modeli tercihidir.

Türkiye bugün, tüm eksiklerine ve tartışmalarına rağmen, seçimle gelen yönetim anlayışını sürdürüyor. Devlet yapısı dinî bir otoriteye değil, anayasal sisteme dayanıyor.

Elbette demokrasi, hukuk devleti ve özgürlükler konusunda eleştirilecek alanlar var. Ancak 3 Mart 1924’te atılan adım olmasaydı, bugün konuştuğumuz siyasal sistem de bambaşka bir zeminde olurdu.

SONUÇ

Atatürk’ün mücadelesi yalnızca cephede kazanılmış bir savaş değildir. O mücadele; aklın, bilimin ve millet iradesinin üstünlüğünü kabul ettirme mücadelesidir.

Halifeliğin kaldırılması, bir devrin kapanışı değil; modern Türkiye’nin kuruluş senedidir.

Tarih bazen bir cümleyle yazılır.

3 Mart 1924’te yazılan cümle şuydu:

Bu millet, kendi kaderini kendisi belirleyecek.

Ve bu cümlenin altında MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün imzası vardı.

Bunları da Okuyabilirsiniz

MHP Adana İl Başkanı Yusuf Kanlı’dan Yeşilay Haftası mesajı…

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Adana İl Başkanı Yusuf Kanlı; bağımlılık sorununun sadece bir sağlık meselesi …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir