Yıllarca üniversite sıralarında dirsek çürüten, sınavlara hazırlanan, geleceğini öğrencilerine adamayı hayal eden öğretmen adayları bir kez daha meydanlardaydı. İstedikleri şey ne bir ayrıcalık ne de bir lütuftu; yalnızca emeklerinin karşılığını alabilecekleri bir gelecek.
Fakat karşılarında çözüm arayan bir irade yerine bariyerler, kalkanlar ve güvenlik güçleri buldular. Oysa bir ülkede öğretmen adaylarının seslerini duyurabilmek için sokaklara çıkmak zorunda kalması zaten başlı başına bir sorundur. Daha da düşündürücü olan ise bu seslerin dinlenmek yerine bastırılmaya çalışılmasıdır.
Demokratik bir toplumda vatandaşın talebi güvenlik meselesi değil, siyasal bir sorumluluktur. Devletin görevi eleştiren, talepte bulunan ya da hakkını arayan insanları susturmak değil; onları dinlemek ve çözüm üretmektir. Hele ki söz konusu olan, geleceğin nesillerini yetiştirecek öğretmenlerse…
Meydanlarda yalnızca atanamayan öğretmenler yoktu. Orada ertelenen hayatlar, kurulamayan yuvalar, yaşanan ekonomik sıkıntılar ve yılların biriktirdiği hayal kırıklıkları vardı. Bir öğretmenin elinde tebeşir yerine gözyaşı görmek, aslında bütün toplum adına utanç verici bir manzaradır.
Çünkü öğretmenine umut veremeyen bir ülke, kendi geleceğinin ışığını da kısmış olur. O meydanlarda insanlar cop değil, duyulmayı; müdahale değil, adalet ve umut bekliyordu. Ve unutulmamalıdır ki bir toplumun geleceği, öğretmenlerine verdiği değer kadar güçlüdür.
AsHaberAdana.Com ~ Adana'da Haberin Merkezi Adana Gündem – Adana Haberleri – Adana Büyükşehir Haberleri – Adana Haber Ajansı – Adana Gazetesi – As Haber Adana