12 Haziran 1776’da kabul edilen Virginia Haklar Deklarasyonu, insanlık tarihinin en önemli özgürlük belgelerinden biri olarak kabul edilir. Ancak bu belgeyi yalnızca geçmişin bir hatırası olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Çünkü bugün de dünyanın dört bir yanında insanlar aynı taleplerle mücadele ediyor: Eşitlik, adalet, özgürlük ve insanca yaşam.
Virginia Haklar Deklarasyonu, egemenliğin kaynağının halk olduğunu ilan etti. Bu fikir, kralların ve aristokrasinin mutlak iktidarına karşı büyük bir adımdı. Ancak tarih bize gösterdi ki siyasal haklar, ekonomik eşitsizlikler devam ettiği sürece tek başına gerçek özgürlüğü sağlayamaz. Açlıkla mücadele eden, işsiz kalan, emeğinin karşılığını alamayan bir insan için özgürlük, çoğu zaman yalnızca kâğıt üzerinde kalan bir kavramdır.
Gerçek demokrasi yalnızca seçimlerden ibaret değildir. Demokrasi; emeğin sömürülmediği, servetin dar bir azınlığın elinde toplanmadığı, herkesin eğitim, sağlık, barınma ve insanca çalışma hakkına sahip olduğu toplumsal düzendir. Özgürlük ile sosyal adalet birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan değerlerdir.
Kapitalist sistem, büyük teknolojik gelişmeler üretirken aynı zamanda gelir eşitsizliğini de derinleştirmiştir. Dünyanın zenginliği hiç olmadığı kadar artarken milyonlarca insan yoksulluk içinde yaşamaya devam etmektedir. Bir avuç sermaye grubu servetini katlarken, emekçiler daha uzun saatler çalışıp daha ağır yaşam koşullarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu tablo, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki ve siyasal bir sorundur.
Sosyalizm, bu nedenle yalnızca ekonomik bir model değil; insan onurunu merkeze alan bir adalet arayışıdır. Emeğin kutsallığını savunur, fırsat eşitliğini büyütmeyi hedefler ve kamusal hizmetlerin herkes için erişilebilir olmasını ister. Hiçbir çocuk yoksulluk nedeniyle eğitimden mahrum kalmamalı, hiçbir hasta parası olmadığı için tedavi olamamalı, hiçbir emekçi alın terinin karşılığını alamadığı için geleceğinden umudunu kesmemelidir.
Türkiye’nin de ihtiyacı olan; hukukun üstünlüğünü, laik ve demokratik cumhuriyeti, sosyal devleti ve emekçinin hakkını birlikte savunan güçlü bir siyasal anlayıştır. Hukuk yalnızca güçlülerin değil, güçsüzlerin de güvencesi olmalıdır. Devlet, sermayenin değil; halkın, emeğin ve kamusal yararın hizmetinde olmalıdır.
Virginia Haklar Deklarasyonu’nun asıl mirası bize şunu hatırlatmaktadır: Haklar hiçbir zaman yukarıdan bahşedilmez. Onlar halkın örgütlü mücadelesiyle kazanılır ve yine halkın dayanışmasıyla korunur. Sekiz saatlik iş günü, sendikal haklar, kadınların siyasal hakları, sosyal güvenlik ve demokratik özgürlükler; milyonlarca insanın ortak mücadelesinin ürünüdür.
Daha adil bir dünya mümkündür. Bunun yolu, insanı sermayenin önüne koyan, emeği kutsayan, gelir adaletini sağlayan, hukukun üstünlüğünü koruyan ve herkes için eşit yurttaşlığı güvence altına alan demokratik ve sosyal bir devletten geçmektedir. Virginia’da yükselen özgürlük çağrısı, bugün de bize aynı gerçeği haykırmaktadır: İnsan onuru satılık değildir; emek sömürülemez; özgürlük ise ancak eşitlikle anlam kazanır.
AsHaberAdana.Com ~ Adana'da Haberin Merkezi Adana Gündem – Adana Haberleri – Adana Büyükşehir Haberleri – Adana Haber Ajansı – Adana Gazetesi – As Haber Adana