Kıbrıs Meselesine Adana’dan Bakmak
“Çözüm” yalnızca Lefkoşa’nın değil, Doğu Akdeniz’in geleceği meselesidir
Rum Meclis Başkanı Annita Demetriou’nun Kıbrıs sorununa ilişkin açıklamalarını okudum. Önerilen model oldukça net: Türk askerinin adadan çekilmesi, garanti ve müdahale haklarının kaldırılması ve Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi.
Ben bu tartışmaya bir Türk vatandaşı ve Adana’dan bakan biri olarak şunu söylemek istiyorum:
Ben barışa karşı değilim. Kıbrıs’ın geleceğinin müzakere edilmesine de karşı değilim. Ancak adına “çözüm” dediğimiz şey, bir tarafın güvenlik kaygılarını ortadan kaldırırken diğer tarafın siyasi ve güvenlik taleplerini yok saymamalıdır.
Çünkü Kıbrıs meselesi yalnızca Kıbrıs adasının meselesi değildir.
Peki Adana’nın çıkarı ne?
İşte bence tartışmada eksik kalan noktalardan biri de bu.
Adana, Doğu Akdeniz’in hemen arkasındaki büyük bir sanayi, tarım, enerji ve lojistik merkezidir. Özellikle Ceyhan ve Yumurtalık hattı, Adana’nın ekonomik geleceği açısından stratejik öneme sahip.
Bugün Ceyhan’da enerji altyapısı, petrol ve doğal gaz faaliyetleri, depolama kapasitesi ve yeni sanayi yatırımları üzerine çalışmalar yürütülüyor. Adana Valiliği de Ceyhan’ın enerji arz güvenliği ve bölgesel lojistik açısından önemine dikkat çekiyor.
Dolayısıyla Doğu Akdeniz’de istikrar veya istikrarsızlık Adana’nın ekonomik geleceğinden bağımsız değildir.
Ben Adana’dan baktığımda meseleye şöyle bakıyorum:
Kıbrıs’ta kalıcı bir barış ve istikrar sağlanırsa bunun Adana için ekonomik fırsatları olabilir.
Enerji yatırımları, limanlar, lojistik, deniz ticareti, turizm, tarımsal ihracat ve Doğu Akdeniz üzerinden kurulabilecek yeni ticaret bağlantıları açısından istikrarlı bir bölge Adana’nın lehinedir.
Ama bunun tam tersi de mümkündür.
Doğu Akdeniz’de yeni bir siyasi veya askeri gerilim oluşması; enerji, deniz ticareti, yatırım ve lojistik açısından Adana’nın da içinde bulunduğu bölge için risk oluşturabilir.
Ceyhan’ın enerji ve sanayi yatırımları açısından büyüyen stratejik konumu düşünüldüğünde, Adana’nın Doğu Akdeniz’deki gelişmelere kayıtsız kalması mümkün değildir.
O halde benim sorum şu: Türk askeri çekilecek, peki güvenlik nasıl sağlanacak?
Eğer garantiler kaldırılacaksa, bunun karşılığında Kıbrıs Türklerinin güvenliğini sağlayacak çok güçlü ve uygulanabilir yeni bir mekanizma ortaya konulmalıdır.
Çünkü mesele sadece:
“Türk askeri gidecek mi?”
sorusu değildir.
Asıl soru:
“Türk askeri gittikten sonra Kıbrıs Türklerinin güvenliği nasıl garanti edilecek?”
Bunun cevabını duymak istiyorum.
Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitliği yalnızca bir metinde yazan güzel bir cümle olmamalı. Yönetimde gerçek siyasi eşitlik, güvenlik, ekonomik haklar ve geleceğe ilişkin güvenceler somut biçimde ortaya konulmalıdır.
Benim için çözümün ölçüsü çok basit
Bir çözüm;
Türklerin kaybettiği, Rumların kazandığı bir çözüm olmamalı.
Ama aynı şekilde;
Rumların kaybettiği, Türklerin kazandığı bir düzen de olmamalı.
Kalıcı çözüm, iki tarafın da “Ben bu düzen içerisinde güvendeyim ve eşitim” diyebilmesidir.
Türkiye açısından da mesele yalnızca askerî varlık üzerinden tartışılmamalıdır. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki güvenliği, enerji çıkarları ve Kıbrıs Türklerinin geleceği aynı denklem içerisinde değerlendirilmelidir.
Adana’nın çıkarı da burada başlıyor
Ben Adanalı olarak Kıbrıs meselesine yalnızca millî güvenlik penceresinden bakmıyorum.
Adana’nın ekonomik geleceği de Doğu Akdeniz’in istikrarından geçiyor.
Ceyhan’ın enerji merkezi olarak gelişmesi, Yumurtalık’taki yatırımlar, liman ve lojistik kapasitesi, sanayi yatırımları ve bölgesel ticaret Adana’nın önümüzdeki yıllardaki ekonomik gücünü doğrudan ilgilendiriyor. Ceyhan OSB’nin de Adana’nın ekonomik büyümesi ve istihdamı açısından stratejik projeler arasında değerlendirildiği görülüyor.
Bu nedenle benim beklentim çok açık:
Doğu Akdeniz’de gerilim değil, istikrar istiyorum.
Savaş değil, diplomasi istiyorum.
Çatışma değil, ekonomik işbirliği istiyorum.
Ama bunu sağlayacak çözümün Kıbrıs Türklerinin güvenliğini ve siyasi eşitliğini ortadan kaldırmaması gerektiğini de düşünüyorum.
Çünkü bugün Kıbrıs’ta verilecek karar yalnızca Kıbrıs Türkünün geleceğini değil, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki konumunu ve Adana’nın da içinde bulunduğu güney hattının ekonomik geleceğini etkileyebilir.
Benim sözüm bu nedenle net:
Kıbrıs’ta barış istiyorum. Ama güvenlikten vazgeçerek değil; güvenliği kalıcı bir barışın temeline koyarak.
Ve Adana’dan baktığımda bir cümleyi özellikle vurguluyorum:
Doğu Akdeniz’de barış varsa Adana kazanır. Doğu Akdeniz’de istikrarsızlık varsa Adana da bedel öder.
Bu nedenle Kıbrıs’ta kurulacak yeni düzenin yalnızca “asker gidecek mi, garantiler kalkacak mı?” üzerinden değil; Kıbrıs Türklerinin güvenliği, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki meşru çıkarları ve bölgenin ekonomik istikrarı birlikte düşünülerek kurulması gerektiğine inanıyorum.
Gerçek çözüm, bir tarafın diğerine şart diretmesi değil; iki tarafın da geleceğini güvence altına alan bir düzen kurmasıdır.
AsHaberAdana.Com ~ Adana'da Haberin Merkezi Adana Gündem – Adana Haberleri – Adana Büyükşehir Haberleri – Adana Haber Ajansı – Adana Gazetesi – As Haber Adana