Bu ülkede artık insanın şaşırmaya bile mecali kalmadı.
Her sabah yeni bir siyasi kriz, her akşam yeni bir tartışma…
Dün “buraya kadar” dediğimiz yerde bugün daha da ileri gidiliyor.
Bu kadar da olmaz dediğimiz herşey o kadar da oluyor!
Siyaset, memleketin gerçek sorunlarına çözüm üretmesi gereken bir alan olmaktan çıkıp, adeta bitmeyen bir hesaplaşma sahnesine dönüşmüş durumda.
Ve biz vatandaş olarak bütün bunları seyrediyoruz.
Şaşırıyoruz. Öfkeleniyoruz. Yoruluyoruz. Ama en kötüsü, alışmaya başlıyoruz.
Oysa alışılmaması gereken şeylere alışıyoruz.
Ekonominin vatandaşın belini bükmesine…
Gençlerin geleceğini başka ülkelerde aramasına…
Emeklinin geçim hesabı yapmasına…
Eğitimin yapboza dönmesine…
Sağlıkta vatandaşın çare aramasına…
Hukukta ise en temel beklentimiz olan adalete ve güvene dair soru işaretlerinin büyümesine…
Bütün bunlar yetmezmiş gibi, şimdi bir de siyasetin kendi içindeki kavgasını izliyoruz.
Memleket yangın yeri, siyaset hâlâ koltuk kavgasında!
İşte insanın asıl canını acıtan da bu.
Çünkü siyasetçinin gündemiyle vatandaşın gündemi arasındaki makas artık öylesine açıldı ki, aynı ülkede yaşayıp bambaşka gerçekliklerde yaşıyor gibiyiz.
Vatandaş “Geçinemiyorum” diyor.
Siyasetçi “Kim kimin yanında?” diye soruyor.
Vatandaş “Çocuğumun geleceği ne olacak?” diyor.
Siyasetçi “Koltuk kimin olacak?” tartışmasına giriyor.
İşte buna artık siyaset demek bile zor.
Hele CHP cephesinde yaşananlar…
Ana muhalefetin ülkenin içinde bulunduğu bu ağır tabloda güçlü, kararlı ve güven veren bir alternatif ortaya koyması beklenirken, yaşananlar zaman zaman tam anlamıyla trajikomik bir siyasi manzaraya dönüşüyor.
Değişim mi?
Mücadele mi?
İktidar alternatifi mi?
Yoksa yine içeride bitmeyen hesaplaşmalar mı?
Vatandaşın kafası karışık.
Ve açık söyleyelim:
Bu kadar karmaşanın içinde vatandaşın siyasete olan güveninin sarsılmasına kimse şaşırmasın.
Yirmi küsur yıllık bir mücadeleden söz ediyoruz.
Bir neslin hayatına damga vuran uzun bir siyasi dönemden…
Ve bugün artık herkesin zihninde aynı soru var:
“Acaba gerçekten bir dönemin sonuna mı geliyoruz?”
Belki…
Kim bilir?
Belki de Türkiye siyaseti hiç beklenmedik bir kırılmanın eşiğinde.
Belki taşlar yeniden yerinden oynayacak.
Belki yıllardır değişmeyen dengeler değişecek.
Belki de yeni bir siyasi hikâyenin kapısı aralanacak.
Ama artık şunu kimse inkâr edemez:
Bu ülkenin insanı yoruldu.
Kavgadan yoruldu.
Kutuplaşmadan yoruldu.
Geçim derdinden yoruldu.
Siyasetçilerin birbirleriyle uğraşmasını izlemekten yoruldu.
Vatandaş artık birilerinin kendi siyasi geleceğini değil, Türkiye’nin geleceğini konuşmasını istiyor.
Çünkü mesele artık sadece CHP değil.
Sadece iktidar değil.
Sadece muhalefet değil.
Mesele Türkiye.
Ve Türkiye’nin kaybedecek zamanı yok.
Yirmi küsur yıllık mücadele belki de artık başka bir döneme evrilecek.
Belki son perde açılıyor.
Belki de yeni bir başlangıcın ilk işaretlerini görüyoruz.
Bunu zaman gösterecek.
Ama vesselam…
Siyasette şaşırdık kaldık.
Ülke toz duman.
Vatandaş yorgun.
Siyaset darmadağın.
Ve bütün bu karmaşanın ortasında sorulması gereken tek bir soru var:
Bu ülke için kim, gerçekten ne yapacak?
Gerisi laf-ı güzaf…
AsHaberAdana.Com ~ Adana'da Haberin Merkezi Adana Gündem – Adana Haberleri – Adana Büyükşehir Haberleri – Adana Haber Ajansı – Adana Gazetesi – As Haber Adana