Şikâyetimiz var

Hayatlarımızdan ne de çok memnunuz.

Aldığımız alkolden, tükettiğimiz sigaralardan, yediğimiz yemeklerden…

Yoksulluğumuzdan.

Mutsuzluğumuzdan.

Bizi yönetenlerden.

Hastalıklarımızdan.

Hastalıklarımız deyince kapıda bekleyen hastalıklarımız aklıma geldi.

Bu içinde bulunduğumuz ekonomik kriz sayısız hastalıkları getirecek çok yakında ve ölümler kaçınılmaz olacak, strese bağlı ölümler ve tedavisi geciken…

Doktor bulunamıyor, biz bundan da memnunuz.

İlaçlar bulunamıyor, bundan da memnunuz.

Şöyle bir baktım da en çok tüketilen ilaçların ilk sırasında anti depresif ilaçlar geliyor.

Bir şikâyetiniz var mı dese memnun olduklarımızı şikâyetten sayıp sıralarız bir çırpıda.

Bilim insanlarımızdan da memnunuz.

Onların yokluğunu vermesin deriz, deriz de bu insanlarımızda bizleri, ülkemizi terk ediyorlar, daha açıkçası terk etmelerini sağlıyor bizi yönetenler.

Gerçekten de bilim insanlarından memnun olmak gerekiyor mu?

Yokluğunu vermesin dediğimiz bu bilim insanları insanlık görevlerini layıkıyla yapıyorlar mı?

Hani cesaretten söz ediyoruz ya, bu bilim insanları gerçekten de cesur insanlar mı?

Sözlerini esirgemeden söyleyen kişiler mi?

Tüketilen ilaçlara bakınca, en çok tükettiğimiz ilaçları gördüm, üzüldüm.

Antibiyotik ilk sırada

Sonra ağrı kesiciler, romatizma ilaçları ve anti- depresif ilaçlar…

Diyabet ilaçları ve viegra…

Tüm bu ilaçlara baktığımda şunu gördüm, bu ilaçların tümü hastalığı iyileştirmiyor, belli düzeyde tutuyor, dengeliyor.

Bu bilim insanları neden hastalığı ortada kaldıracak ilaçlar üretmiyor da dengede tutacak ilaçlar üretiyorlar.

Türkiye’ de yedi milyon civarında diyabet hastası varmış. Ve diyabet ilaçların hepsi şekeri belli düzeyde tutmaya yönelik. Ağrı kesiciler de ağrıyı bir süre hissettirmemeye yönelik, yani tedavi etmiyor, iyileştirmiyor.

Peki, bu bilim insanları neden çözüme yönelik, hastalığı ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar içine girmiyorlar da, sadece çabaları hastalıkları belli düzeyde tutmaya yönelik oluyor?

Bu güzel bir soru ama değil mi?

Hiç böyle bir soru sordunuz mu kendinize?

Burada amacım tamamen bilim insanlarını yermek, suçlamak, aşağılamak değil, önümüzde duran bir soruna dikkat çekmek, sorgulamak, nedenlerini aramak…

Ve tabii kendimizi sorgulamak!

Bilim insanları, özellikle araştırmacı bilim insanlarının çokça vakti laboratuvarda geçiyordur. Coranalı günlerde de bilim insanları günlerce laboratuvardan çıkmadılar. Buldukları her ilaç salgını ortadan kaldırmaya yönelik değildi, sadece insan üzerindeki etkisini kırmak, ölümleri azaltmaktı.

Bu işten en çok faydalanan hangi kesimdi sizce?

Elbette ilaç firmaları oldu.

Coronalı günlerde –ki bu devam ediyor- hemen hemen her insan aşı yaptırdı, en az iki kez. Milyonlarca aşı satıldı.

İyileşen, yani kazanan insan mı oldu, yoksa ilaç firmaları mı oldu?

Uzun yıllardır insanlık şeker hastalığıyla boğuşuyor, tıpkı kanserle savaştığı gibi…

Bunca zamandır insanı yiyip bitiren bir hastalığa bilim insanları çözüm üretemezler miydi? Mesela bir romatizma hastalığına…

Ya da bunu istemeyen bir kesim vardı da bilim insanları çare bulmadı, ya da buldular da piyasaya sürülmüyor mu?

İlaç firmaları bugün geldikleri boyut itibarıyla en büyük tekel durumundalar. Büyük yatırımlar yapmışlar.

Mesela insanların anti-depresif hallerine çözüm bulsalar veya romatizmaya veya diyabete… onca yaptıkları milyarlık yatırımları boşa gidecek. İlaç üretemez duruma gelecekler ve satışları duracak, kâr edemez hale gelecekler.

İlaç tekelleri bunu ister mi?

İstemez. Çünkü kurdukları firmalar kâr üzerinedir, hastalıkları tamamen bitirme üzerine değildir.

Peki, bilim insanları hastalıklara kâr üzerinden mi bakmalı?

Yoksa insanın güzel ve kaliteli yaşaması üzerinden mi?

Bu sorunun yanıtını bizler kadar onlarda biliyorlar.

Çözüm üreten, hastalığı tamamen ortadan kaldıran ilaç ürettiklerin de, bu ilaçları üretecek, dağıtacak firmalara ihtiyaçları var, onlarda şu an var olan ilaç firmalarıdır, bu firmalarda kendilerinin sonunu getirecek bir ürünü üretmeye izin vermeyeceklerdir elbette. Dolayısıyla bilim insanlarının buluşları yerini bulmayacak.

Bu durumda devreye ne girmeli?

Bilim insanları sesini yükseltmeli.

Devletler devreye girmeli, insanlığın yanında olmalı.

Olan bitenlerden habersiz olan bizlerde her şeyden memnun olmadığımızı söyleyip, memnunmuş gibi yaşamaktan vaz geçmeliyiz.

Bunu insan olmamızın gereği adına yapmalıyız.

Elbette devletler büyük tekellerin safında yer alacaktır, çünkü devletler tekelci kapitalizmin çıkarlarına göre örgütlenmiş birer kurumlardır.

İşte bu yüzden diyorum ya:

İyileştirilmesi gereken öncelikli yer burası, yani devletler.

Çünkü insanlığa en büyük fenalığı yapan devletlerdir

Bu iyileştirmeyi memnun memnun yaşayarak yapamayacağımız da kesin.

Bunları da Okuyabilirsiniz

GELECEĞE MEKTUP

“Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Başkanlığı’na ADANA Güzel ülkemde Büyük Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyete inanan, onun …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir