Kısa kısa

Büyük ödül 

     Konu ilaçlardan açılmışken dinlediğim fıkra gibi bir olayı sizinle de paylaşmak istedim, yeri gelmişken.

     İyi de olur.

     Kapitalizm denen bu sistemin ne kadar insanlık dışı olduğunu görmemizi sağlayacaktır.

     Sinek ilaçları üreten bir firma bu!

     Yeni yatırım yapma planları içerisinde. Finansman sorunu yaşıyor. Bankadan kredi alabilir. Ama bu büyük borçlanma demektir, uzun süre faiz ödemesi yapmak durumunda kalacak. Kendi öz kaynaklarına yönelme kararı alıyor. Fabrikada çalışan mühendislerini toplar Genel müdür, derki:

     Kârı artırmak için ne yapmalıyız?

     Kimya mühendisleri proje hazırlar, işverenin huzuruna çıkar.

     Projenin biri kabul görür ve büyük ödülün sahibi olur.

     Projesi şudur:

     Sinekleri kaçırtan tabletlerdeki kimyasal etkiyi yarı yarıya azaltalım, vatandaş her gün bir tablet kullanacağına, iki tablet almak zorunda hisseder kendini; bu durumda kârı ikiye katlamış oluruz.

     İnsan için değil sistem için düşünce üretiliyor.

     Kapitalizm sadece işçilerin emeğini satın almıyor, aynı zamanda bilim insanlarının aklını da satın alıyor.

     Görüldüğü gibi demek ki her bilim insanı aydın olamıyor, insandan yana tavır alamıyor.

     Üzücü!

     Cumhurbaşkanlığı seçimi 

     HDP Cumhurbaşkanlığına aday gösterecekmiş.

     Bu sürpriz mi?

     Değil!

     Olması gereken bu mu?

     Bunun hemen yanıtı vermeyelim.

     Bu aday kim olur?

     Adayın kim olduğunun elbette önemi var, ama burada tartışılması gereken nokta şu:

     HDP neden aday göstermek istiyor?

     Akp istediği için mi?

     Akp’ nin muhalefeti bölme, altılı masanın göstereceği adayın kazanmasını engelleme hamlesi mi bu?

     Bana kalırsa bu. Oyları bölmek, aradan sıyrılmak!

     Hitler yüzde 23 oy oranıyla iktidara geldi, bir daha gitmedi, ta ki…

     Akp 2002 de yüzde 34 oy oranıyla geldi iktidara.

     HDP nin küçümsenmeyecek oy oranı var; dindar bir oy oranına da var.

     El altından HDP ye,  ya aday gösterirsiniz ya da partinizi kapatırız, kapatmakla kalmaz çoğu yöneticilerinize siyaset yapma yasağı getiririz, demiş olunabilir mi?

     Dört yıldır Selahattin Demirtaş’ a ceza vermemelerinin altında yatan gerekçe bu olabilir mi?

    Olabilir!

    HDP burada ne yapmalı?

    Önce şunu bilmeli Kürtler ve HDP.

    Akp ile asla sorun çözülmez, demokrasi gelmez, Kürt halkı huzur yüzü görmez.

    HDP kapatılsa da, birçok yöneticisine siyasi yasak gelse de Akp’ nin tuzağına düşmemeli. Akp giderse siyasi yasaklar kısa sürede kalkar, ama Akp gitmezse ne HDP nin, ne de toplumun sorunları çözülür, Türkiye daha derin krize girer, ülke Afganlaşır.

    Olmaz demeyin, bal gibi olur.

    HDP aday göstermede acele etmemeli. Altılı masanın göstereceği adayı hazır ve nazır beklemeli. Eğer altılı masa Ekmeleddin gibi bir Mhp’ liyi veya teslimiyetçi ve Akp’ nin suyuyla Memleket partisini döndüren Muharrem İnce gibi bir adayla karşımıza çıkarırsa o zaman HDP toplumun itiraz etmeyeceği Selahattin Demirtaş gibi bir adayla çıkarmalı, kaybetme pahasına da olsa bu aday desteklenmeli.

     Yanlış adayla kaybetmektense, doğru adayla kaybedilmeliyiz.

     Kararsızlık 

     Kararsızlık biraz da alternatiflerin fazlalığındandır.

     Biraz da detaycı olmaktandır.

     Sık eleyip sık dokumakta diyebiliriz buna.

     Kararsızlık sandığımız kadar da kötü değildir, eğer birileri sizin adınıza düşünüp sizin adınıza karar vermiyorsa.

     Böyleyse siz yoksunuz demektir. Siz başkalarından oluşmuş bir başkasınız demektir.

     Ruhunuza el fatiha okutabilirsiniz!

     Yoksa bunun adı ihtiyatlı olmak demektir.

     Hatalı karar vermekten iyidir.

     Getirilerini götürülerini düşünerek karar vermeli.

      Bir fıkra anlatayım da dinleyin.

      Hayvanlar bir partide toplanırlar, eğlenirler, yerler içerler.

      Orta yaşlı bir geyik sahneye çıkar ve oradaki hayvanlara sorar.

      “Şimdi karşıdan aslan gelse ne yaparsınız?”

      Herkes buza kesilir, bu da oldu mu der, ama cevaplarlar.

      Tavuk der ki kümese girerim, ayı der ki inime kaçarım, at der ki ahıra koşarım, kuş der ki yuvama uçarım. Her hayvan bir şekilde kendini koruyacağı şeyleri söyler.

     Sıra Tilkiye gelir:

     “Oo benim yapacağım o kadar şey var ki. Ağaca çıkarım, ormanın derinliklerine dalarım, ahıra girerim, kümese dalarım…

      O sırada sahiden Aslan kükreye kükreye gelmez mi?

      Her hayvan söylediğini yapar.

      Ortada bir tilki kalır.

      Tilki ya bu, adı üstünde Tilki!

      Nere kaçayım diye düşünürken Aslanın pençesini ensesinde bulur.

      Hırant Dink 

     Unutulmaya insan.

     Unutulmak, unutturulmak istendikçe anımsanan aydın.

     Gerçek aydın, özü sözü bir olan…

     Aydınları faşistler neden öldürüyor?

     Neden katlediliyor, neden yakılıyor?

     Bunun tek açıklaması var.

     Karanlık aydınlıktan korkar. Bunun için günün daha bir kararmasını ister. Böylece karanlıkta kirleri görünmez.

    Hırant Dink’ te, Avukat Halil Güllüoğlu’ da, Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul’ da, Ziraat Mühendisi Akın Özdemir’ de, Behçet Dinlerer’ de, Necdet Erdoğan Bozkurt’ ta bunun için öldürüldü.

     SARILDI

       Anasına

         Düşürülünce

           Kaldırıma

      Nefes

        Alıyordu

          Ayakkabısının

            Tabanından

     Hırant Dink’ i

       Öldüremediler

         Diye

           Geçiyordu

             Ulusal

               Ajanslar

                  Saat

                    On beş

                      Sularında

     Kaldırdın

        Yetmiş

          Milletin

            Arasındaki

              Çiti

     Hepimiz

       Birer

         Ermeni

           Olduk

     Sevmedik

       İnsanı

        Sadece

          Bir

            Dilde

Bunları da Okuyabilirsiniz

HER MEDYA KURUMU, ÜLKEMİZİN BİR KALESİDİR…

Her gazete çağının, En güzel belgesel kitabı, Her televizyon çağımızın aynası, Her radyo çağımızın dilidir… …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir