İş varken herkes iş yapar, önemli olan iş yokken iş yapabilmektir

Depremin ekonomiye etkileri, sektörün durumu ve Adana’yı konuşmak adına bir araya geldiğimiz Adana’nın tanınmış iş adamlarından, Kareli Ajans ve Queen Firma ortaklarından Avni Yiğit Göksu, “İş varken herkes iş yapar, önemli olan iş yokken iş yapabilmektir. Şu an piyasada ekonomik durumlardan dolayı iş olmadığını düşünüyoruz, buna rağmen tüm yatırımlarımızı bu döneme odaklamaya çalıştık” dedi.

Queen Firma kurucusu Kezban Sarıca’nın iyi ve doğru kararlar verebilen bir yönetici olduğunu vurgulayan Göksu, “ Bu dönemde işletme olarak biz işte 5 yılda 5 şube diyorduk, ama sanırım  5 yılda 5 işletmeye döneceğiz. Şu dönemde farklı sektörlerdeki işletmelerle ilerleme kararı alıyoruz. Bu tabii ki zaman içerisinde değişebilir. Bir bakarsınız ikinci işletmeniz farklı bir sektörde olurken üçüncü işletmemiz herhangi bir işletmemizin devamı olabilir” diye konuştu.

Biliyorsunuz ki 11 ilimizi etkileyen ve on binlerce kayıp verdiğimiz depremi yaşadık, unutmadık, unutturmayacağız. Deprem tüm ülkeyi olumsuz etkiledi ekonomi açısından da bir daralma yarattı. Siz sektör olarak çok etkilendiniz mi? Bunun yanı sıra deprem bölgesine de firma olarak birçok yardımlarınızın olduğunu biliyoruz, bütün bunlardan bahsedebilir miyiz?

Tabii, öncelikle kayıplarımız için çok üzgünüz, buradan tekrar Allah’tan rahmet diliyoruz. Bir deprem felaketi yaşadık, maalesef her sektör çok derin bir şekilde etkilendi. Hem maddi olarak hem de manevi olarak bir kayıp yaşadık.

Biz deprem döneminde sizlerde biliyorsunuz elimizden geleni yapmak için mücadele verdik. Toptan ve perakende birçok ürünün aslında satışını hem dijital medya üzerinden hem de mağazamız üzerinden gerçekleştiriyoruz fakat biz de kurumsal çerçevede elimizi taşın altına koymak istedik. Kurucumuz Kezban Sarıca hanımın ailesi deprem bölgesinde ikamet ediyordu, durumun çok büyük boyutlarda olduğunu zaten onlardan da öğreniyorduk.

SEFERBER OLDUK

Kezban Hanımın önderliğinde 100 koli temizlik ürünü dediğimiz içerisinde hanımefendilerin de kullanabileceği pedler, ıslak mendiller, sıvı sabunlar, küçük milimlik şampuanlar gibi bu ürünlerin hepsi bireysel kullanmaları için set halinde deprem bölgesine ulaştırıldı. Hatta o dönem bizim kendi yakın çevremiz, özellikle müşterilerimiz biz neler yapabiliriz, biz de katkı sunmak istiyoruz, dediklerinde Kezban Hanım da madem öyle bir imece usulü hep birlikte seferber olalım, elimideki tüm ürünleri herhangi bir kar amacı koymadan tamamen aldığımız fiyat üzerinden, geliş fiyatına dediğimiz boyutta paketleri deprem bölgelerine ulaştırdık.

Çok ciddi rağbet gördü, 500 koliye ulaştık, hem dışardan hem de bizlerden gelen desteklerle bir koli sizden bir koli bizden kampanyası başlattık. O konuda büyük bir tevazu göstererek elimizdeki tüm spotları boşaltarak hepsini göndermiş olduk.

FEDAKARLIKLARI GÖRDÜK

Depremin etkisini iş anlamında sorarsanız da, Adana Havalimanı açısından yoğun bir çalışma temposu yaşadık. Biliyorsunuz ki bizim iş yerimiz havalimanına yakın, merkezi bir yerdeyiz. Çevre ve şehircilik bakanlığından gelen ekipler, yurt dışından gelen ekipler mağazamıza hep uğradılar. Bunun dışında gelenlerin hem de yurt içinden gelen birçok kişinin depremzede yardım etmek isteyen kurum ve kuruluşların, kişilerin aslında ne kadar fedakarlık ettiklerini gördük.

ÇOK GÜZEL DOSTLUKLARIMIZ OLDU

Çünkü birçoğu hem fiziksel ihtiyaçlarını hem de o bölgeye götürmek istediği malzemeleri bizden alıyordu. Biz de yardım için yani bizlere gelen herkese çay, kahve, yemek verdik. İhtiyaçları olabilecekleri kremleri ya da gönderebilecekleri tüm ürünleri geliş fiyatına, hatta bazen hediye ederek gönderdik. Çok güzel dostluklarımız oldu. Biz yola çıkacağız saçlarımızı yıkayabilir miyiz, diyenler de vardı, bunlara krem gibi hediye ettiğimiz ufak tefek ürünlerimiz oldu. Çünkü ilk defa şehrimize gelmişler, yarın belki biz bir ihtiyaç halinde onların çevresini ziyaret edeceğiz, insanlık için önemli bir konu bu, bir de kadın bir yöneticiyle çalışıyorsanız daha da hassas oluyorsunuz.

HEM ŞAHIS OLARAK HEM FİRMA OLARAK YANLARINDAYIZ

Sağ olsun kurucumuz Kezban Hanım da 500 koliye yakın bir ihtiyaç malzemesini kendi kolilerimiz dışında gönderdi. O dönemden sonra özellikle konteynırlara yerleştirilen, çadırlara yerleştirilen ve artık hayata devam sürecine geçmiş olan kişilere de her an yardım adına hazır olduğumuzu belirtmek isteriz. Nerede, ne zaman, ne yapabiliyorsak hem firma hem de şahıs olarak her zaman yanlarındayız.

Bir seçim süreci atlattık, Cumhurbaşkanlığı ve ikinci turda da tekrar ülke olarak seçime gittik. Seçimin tüketici davranışlarına etkisi oldu mu?

İNSANLARIN ALIM GÜCÜNDE ERLETEME VAR

Şöyle her açıdan etkiledi. Çünkü biz örnek veriyorum, birinci turdan önce kendi içimizde bile seçim bitsin bakarız, seçim bitsin hallederiz, seçimden sonra bir yoluna koyarız, düşüncesindeydik. Doğal olarak vatandaşlarımız da öyleydi. Çünkü adayların emeklilere verdiği seçim vaatleri maaşınız 15.000 lira olacak, işte devlet memuru en düşük maaşı 22 bin olacak birisi 17 bin olacak insanların alım gücünde hep bir erteleme vardı.

DEMOKRASİ KAZANDI

Evet seçim bitti, sonuçta kazanan Türkiye oldu, demokrasi kazandı, diye düşünüyorum. Ama bizim sektör biraz daha fiziksel bakım çatısı altında olduğu için seçim olsa da olmasa da o şampuan alınacak o sabun alınacak.  Bunlar biraz daha özel tüketim olsa da asıl Temizlik Ürünleri işte kadın jelleri gibi, bu nedenle tabii ki bir düşüş yaşadık.

Biraz perakende sektörün geleceğinden bahsedecek olursak, neler söylemek istersiniz?

DİJİTALLEŞMENİN ÖNÜNE GEÇEMEYİZ

Ölmeyen bir sektördeyiz, çünkü ne kadar dijitalleşsek ne kadar her şey artık otomatiğe dönse, ne kadar robotlaşsak da şampuana her türlü ihtiyacımız var, ya da sabuna her türlü ihtiyacımız var, bunun önüne geçemeyiz. Bunu sadece daha çok kanallarını arttırabiliriz. İşte bunlar 10 yıl önce mağazadan gidip seçip alıyorduk ama şimdi internetten kullandığımız bir ürünü direk hızlıca evimize getirmesini sağlayabiliyoruz.

BİZİM SEKTÖRÜMÜZ HAREKETLİ BİR SEKTÖR

Giyim konusunda da teknoloji artık daha da ileri boyutlara taşınacak. Mesela biz üniversitedeyken yurt dışında çıkan teknoloji, modellerini incelerken mağazaya gidiyorsunuz, dijital katalogdan ürünü seçiyorsunuz, karşısına geçiyorsunuz ve üzerinize nasıl durduğunu görüyorsunuz. Artık daha dijitale daha kompakt dediğimiz şeye dönecek bizim sektörümüz, biraz hareketli bir sektör.

Şu dönemde yatırımlar ve riskler hakkında konuşacak olursak firma olarak nasıl büyüyorsunuz?

İş varken herkes iş yapar, önemli olan iş yokken iş yapabilmektir. Şu an piyasada ekonomik durumlardan dolayı iş olmadığını düşünüyoruz, buna rağmen tüm yatırımlarımızı bu döneme odaklamaya çalıştık. Çünkü işin olmadığı dönemlerde aslında daha çok insanlar çalışmaya, bir şeyler yapmaya ve o boşluğu doldurmaya çalışıyorlar. Kezban Hanım bu noktada iyi ve doğru kararlar verebilen bir idareci. Bu dönemde işletme olarak biz işte 5 yılda 5 şube diyorduk, ama sanırım  5 yılda 5 işletmeye döneceğiz. Şu dönemde farklı sektörlerdeki işletmelerle ilerleme kararı alıyoruz. Bu tabii ki zaman içerisinde değişebilir. Bir bakarsınız ikinci işletmeniz farklı bir sektörde olurken üçüncü işletmemiz herhangi bir işletmemizin devamı olabilir. Bununla ilgili zaman ne gösterir bakacağız.

BİZ BİRBİRİMİZİ TAMAMLAYAN BİR EKİBİZ

Biz yönetim ekibi olarak hep şu moddayız;  Bir hayalimiz var, bir çocuğumuz var ve bunu birlik olarak, ortak kararla büyütebiliriz. Düzenli çalışan, tertipli çalışan ve gurur duyarak söylemeliyim ki mesai kavramı olmadan çok ama çok çalışan bir ekibiz. Çok geç bir saatte Kezban hanımın arayıp ertesi gün olarak toplantılarla ilgili neler yapılacağını, nasıl bir yol izlememiz gerektiğini konuştuğumuz çok gecemiz oldu. Biz farklı alanlarda farklı kanallarda yetenek ve deneyimleri olan yöneticileriz. Kendi içimizde iş disiplinimiz dışında hiçbir ortak yanımız yok. Bu nedenle ofis içerisinde atom bombası gibiyiz.  Farklı düşüncelere sahip olsak da ortak gayemiz aynı. Kezban Hanım’ın hep dediği gibi; tartışıyoruz ortak bir sonuca varamasak da biliyoruz ki hepimiz işletmelerimizin çıkarlarını düşünüyoruz sadece pencerelerimiz farklı. Her söylenene “evet” diyen düşünce ve itiraz mekanizması gelişmemiş bir yönetim yapımız olsaydı ilerleyemezdik. Ben bu farklılığı aslında Kezban Hanımın tercih ettiği bir büyüme stratejisi olarak görüyorum. Çünkü Kezban hanım biliyor ki yönetim açısından kendisinin, benim ve Yakup Beyin farklı kapasite ve yetenekleri, iş alanları var. Farklı duygusal yapılara sahibiz, birimizin üzüldüğü bir şeye diğeri buna niye üzüldün ki, diyebiliyor.

HAYAT TECRÜBELERİMİZ VAR

Çünkü hayat tecrübelerimiz ve yapılarımız çok farklı. Bu nedenle biz kendi aramızda tartıştıkça;  bu böyle olmaz, bunu böyle yapmalıyız, şunu şöyle demeliyiz, diye dedikçe aslında orta yolu buluyoruz. Bu tabii ki kendisinden çok şey öğrendiğimiz Kezban Hanımdan kaynaklı bir şey, biz her farklı fikri savunduğumuzda Kezban Hanım bize, hayır benim dediğim olacak, bu böyle olmayacak, deseydi, bir süre sonra fikir sunmamaya ve düşüncelerimizi söylememeye başlardık. Her ne kadar son kararda Kezban Hanımın dediği olsa da biliyoruz ki bir noktada bizi dinlemek istiyor. Fikirlerinizin dinlendiği, önem verildiği bir pozisyonda olmak ayaklarınızın yere basmasına neden oluyor.

FARKLILIKLAR BİZİ BÜYÜTÜYOR

Bu farklılığında bizi büyüttüğüne inanıyoruz. Çünkü çok şey öğreniyoruz, yani beraber çalışmaya başladığımızdan beri çok şey öğrendik ama bize bu yolda önderlik eden Kezban Hanım benim artık yaş olarak sizden öğrenecek bir şeyim yok modunda bir profil veya yönetici olsaydı muhtemelen karşılıklı çatışmalar çok olurdu ama öğrenmeye çok açık hatta sürekli öğrenmek, yeni şeyler deneyimlemek adına taşıdığı heyecan açıkçası bizi de çok heyecanlandırıyor. Biz bu süreçte yürüdüğü yolda bizi de kendisine yol arkadaşı yaptığı için minnettarız. Kendisi sayesinde hayallerimizi gerçekleştirebiliyor Yakup beyle beraber yeteneklerimizi, iş potansiyellerimizi daha rahat ortaya koyabiliyoruz.

Siz bir işadamısınız ve farklı konseptlerde ve farklı sektörlerde yatırımlar yapıyorsunuz. Bu yatırımları da Adana’da yapıyorsunuz. Adana şehir olarak sizin beklentilerinizi karşılıyor mu?

ADANA GARİP BİR ŞEHİR

Ben anne tarafından sonradan Adanalı olanlardanım. Adana garip bir şehir çünkü nüfus ve demografik yapısı, özellik olarak çok farklılıkları var. Bir taraftan alevi, bir taraftan Arap- Türk diye ayırım yapılıyor, bir taraftan siyasi partisine göre ayrım yapılıyor, Adana çok karışık ama demografik yapısı çok farklı, beklentimizi karşılıyor mu, karşılıyor. Çünkü her kesimden ya her kısımdan insanla bir arada olabiliyorsunuz. Ben size en son ziyarete geldiğimde farklı bir dine mensup biriyle karşılaştım, çok uzun ve güzel bir sohbet edebildim, aşağı indiğimde bir çay içtiğimde çay ocağında hiç tanımadığım bir insanla oturup çay içebiliyorum. Bunları yaparken bu farklılıkları yaşarken herhangi bir sınır ya da bir tartışma ortamı olmadan Adana’da yaşayabiliyorsunuz. Bu nedenle farklı bir şehir.

İstanbul’da yaşayıp gelen birisi için Adana tabii ki çok yeteri kadar beklentilerimizi karşılamıyor. Çünkü orada seçeneğiniz daha fazla reklam ajansının merkez üssü ve birçok ünlü ismin bulunduğu bir çok büyük işlerin döndüğü bir yerden İstanbul’a göre küçük bir şehre gelmek ve reklam işi yapmak biraz tabii ki zor oluyor. Ama farklı sektörlerde hitap etmeye çalışıyoruz.

 

Bunları da Okuyabilirsiniz

80 m²’lik kümesin yıkımı için seferber olundu…

Adana’nın Çukurova ilçesi Söğütlü Fakılar mahallesinde hazine arazisi üzerine kurulmuş bir 80 m² olan tavuk …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir