BAŞÖĞRETMEN ATATÜRK

 Her meslek kendine özgü zorluklarıyla saygınlığıyla toplumda ün kazanmıştır. Meslekler içinde biri vardır ki çok ama çok özeldir. Zor bir meslektir ama bu mesleğin erbabına, sevdalısına zor gelmez. Saygınlığı tartışılamaz bile… Evet, öğretmenlikten söz ediyorum.  Platon’un söylediği gibi “Öğretmenlik her şeyden evvel bir Tanrı sanatıdır.”

Mustafa Kemal Atatürk şöyle diyor:

“Benim asıl anlatılacak yanım, öğretmenliğimdir. Topluma, milletime ben öğretmenlik yapabiliyorsam, beni onunla anlatın. Yoksa kazandığım, yaptığım öteki işlerle beni anlatmanız pek önemli değildir.” 

Atatürk’ün bir anısını bu kez kendi ağzından aktarıyorum:

Ankara’da bir okulu ziyaret etmek istedim. Kalabalık bir heyetle bir ilköğretim okuluna gittik. “Bir sınıfa girip ders dinleyelim.” dedim. Rastgele bir sınıfa girip öğretmenden izin istedik. Kibar biriydi; kabul etti. Ben, yazı tahtasının yanı başında ayakta duruyor, bir yandan dersi dinler­ken, diğer yandan öğrencileri izliyordum. 

Öğretmen tahtaya bir şeyler yazıyordu. Bir ara, tahtayı çok kapatmış ol­malıyım ki, elinin tersiyle bana “Çekilin!” işareti yaptı. Çekildim. Öğretmenin işaretini kabalık olarak değerlendiren bizim heyettekileri bir korkudur almış. Ders arasında öğretmeni yanıma çağırttım; geldi. Elini ha­raretle sıkıp kutladım: “Sınıfta öğretmenden büyük kimse yoktur, efendiler!” dedim. “Adınız Mustafa Kemal olsa bile…” 

İşte bu olay üzerine Ata’mızın o veciz sözü kulaklara küpe oldu. Bir öğretmen olarak meslek yaşantım boyunca Atatürk’ün bu sözüyle gururlu, güçlü, başım dik oldum. O halde unutanlar için tekrar hatırlatayım: “Unutmayınız ki Cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir.”  Mustafa Kemal Atatürk

 

Bunları da Okuyabilirsiniz

İtin Boka Yemini Olmazmış

Yıllar önce şöyle bir hikâye dinlemiştim itler üzerin, bunu şimdi sizlerle paylaşmanın vakti geldi; geldi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir