Türkiye’de akademiye girmek isteyen bir öğrencinin önünde artık iki aşamalı bir engel var: AGS ve mülakat. Kâğıt üzerinde bakıldığında biri “nesnel”, diğeri “tamamlayıcı” olarak sunuluyor. Ancak sahaya inildiğinde ortaya çıkan tablo, ölçme ve değerlendirmeden çok belirsizlik ve güvensizlik üretiyor.
AGS, akademik yeterliliği ölçtüğünü iddia ediyor. Oysa sınavın pratiği, öğrencinin düşünme kapasitesinden ziyade ezber gücünü ve sınav refleksini ölçüyor. Akademi; sorgulayan, yazan, üreten bireyler ister. Çoktan seçmeli sorularla bu niteliklerin ne kadar ölçülebildiği ise ciddi bir tartışma konusu.
Bu sınav, yıllar süren lisans ve yüksek lisans emeğini tek bir güne indiriyor. Öğrencinin okuduğu makaleler, yazdığı tezler, katıldığı bilimsel faaliyetler; sınav kağıdındaki birkaç şık karşısında görünmez hâle geliyor. Ölçme bu kadar dar bir alana sıkıştırıldığında, adalet duygusu da kaçınılmaz olarak zedeleniyor.
AGS’nin ardından gelen mülakat ise tartışmayı daha da derinleştiriyor. Çünkü mülakat, neyi ölçtüğünü açıkça tanımlamayan, sonuçları gerekçelendirmeyen bir alan sunuyor. Sorular kayıt altına alınmıyor, değerlendirme ölçütleri şeffaf değil, itiraz mekanizmaları sınırlı. Öğrenci yalnızca sonuçla yüzleşiyor; neden elendiğini çoğu zaman öğrenemiyor.
Bu noktada sorun mülakatın varlığı değil; nasıl uygulandığıdır. Bilimsel bir değerlendirme, kişisel kanaate değil, açık ve denetlenebilir ölçütlere dayanmalıdır. Aksi hâlde mülakat, liyakati tamamlayan değil; onu gölgeleyen bir araca dönüşür.
En önemli sonuç ise psikolojik boyutta ortaya çıkıyor. Sürekli sınav ve değerlendirme baskısı altında kalan gençler, akademiye dair heyecanlarını kaybediyor. Bilim üretme isteği yerini kaygıya, merak duygusu yerini temkinli suskunluğa bırakıyor. Akademi, özgür düşüncenin alanı olmaktan uzaklaşıyor.
Elbette ölçme ve seçme mekanizmaları gereklidir. Ancak bu mekanizmalar adil, şeffaf ve çok boyutlu olmak zorundadır. Akademik dosyalar, yazılı çalışmalar, araştırma önerileri ve açık ölçütlere dayalı değerlendirmeler varken; her şeyi sınav ve mülakata yüklemek, sistemin sınırlarını zorlamaktadır.
AGS ve mülakat birlikte düşünüldüğünde, akademiye açılan bir kapıdan çok belirsizlikle örülmüş bir duvar izlenimi vermektedir. Eğer amaç gerçekten nitelikli bir akademi kurmaksa, gençleri elemeye değil; değerlendirmeye odaklanan bir anlayışa ihtiyaç vardır.
AsHaberAdana.Com ~ Adana'da Haberin Merkezi Adana Gündem – Adana Haberleri – Adana Büyükşehir Haberleri – Adana Haber Ajansı – Adana Gazetesi – As Haber Adana