Doğu Akdeniz artık yalnızca deniz yetki alanlarının tartışıldığı bir coğrafya değildir. Enerji, ticaret yolları, limanlar, güvenlik ve bölgesel güç mücadelesinin kesiştiği stratejik bir merkezdir.
Türkiye açısından asıl mesele, denizlerdeki hak ve çıkarlarımızı korurken sahip olduğumuz jeopolitik avantajı diplomatik ve ekonomik kazanıma dönüştürebilmektir.
Tam da bu noktada “Mavi Diplomasi” anlayışının önem kazandığını düşünüyorum.
Mavi Diplomasi; Türkiye’nin denizlerdeki hak ve çıkarlarını yalnızca askerî kapasiteyle değil; diplomasi, uluslararası hukuk, enerji, ticaret, limanlar ve bölgesel iş birlikleriyle birlikte güçlendiren bir yaklaşım olmalıdır.
Çünkü denizde güçlü olmak yalnızca gemi bulundurmak değildir.
Denizde güçlü olmak; hakkınızı korumak, diplomasi kurmak, ticaret yapmak, enerji taşımak ve ekonomik değer üretebilmektir.
Doğu Akdeniz’deki Denklem Değişiyor
Türkiye, KKTC, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Mısır, İsrail ve Avrupa’nın enerji ve güvenlik çıkarları aynı coğrafyada kesişiyor.
Türkiye bu tabloda kendi haklarından taviz vermeden diplomasi kanallarını açık tutmalı; Doğu Akdeniz’i yalnızca gerilimlerin yaşandığı bir alan değil, aynı zamanda ekonomik ve diplomatik fırsatların üretilebileceği bir havza olarak değerlendirmelidir.
Ancak bütün bunları konuşurken bizim Adana’dan sormamız gereken başka bir soru var:
Peki Adana Bu Denklemin Neresinde?
Doğu Akdeniz’deki gelişmeler Adana için uzak bir dış politika meselesi değildir.
Ceyhan ve Yumurtalık hattı; enerji altyapısı, sanayi alanları, serbest bölge ve liman potansiyeliyle Adana’yı Türkiye’nin Doğu Akdeniz’e açılan önemli üretim ve lojistik merkezlerinden biri haline getirebilecek stratejik bir konuma sahiptir.
Bu nedenle Doğu Akdeniz’de oluşacak yeni enerji ve ticaret düzeni doğru değerlendirilirse Adana için yatırım, üretim, ihracat ve istihdam anlamına gelebilir.
Ceyhan’ı yalnızca enerji hatlarının geçtiği bir nokta olarak görmek yeterli değildir.
Enerjinin işlendiği, petrokimya ve yan sanayinin geliştiği, lojistik hizmetlerin büyüdüğü ve yüksek katma değerli üretimin gerçekleştirildiği bir merkez hedeflemeliyiz.
Yumurtalık’ın deniz ve liman kapasitesi de bu stratejinin tamamlayıcı unsuru olmalıdır.
Adana İçin Somut Bir Strateji Gerekiyor
Artık Adana için bir “Doğu Akdeniz Ekonomi ve Lojistik Stratejisi” oluşturulmasını tartışmalıyız.
Ceyhan-Yumurtalık enerji ve sanayi hattı; limanlar, organize sanayi bölgeleri, üniversiteler, ihracatçılar ve iş dünyasıyla ortak bir gelecek planı içerisinde ele alınmalıdır.
Doğu Akdeniz’deki diplomatik ve ekonomik gelişmeler takip edilmeli ve her yeni fırsat için şu soru sorulmalıdır:
“Adana bundan nasıl pay alabilir?”
Çünkü dış politika yalnızca başkentlerde yürütülen diplomatik görüşmelerden ibaret değildir. Başarılı dış politikanın sonuçları fabrikaya, limana, ihracata ve nihayetinde vatandaşın işine ve aşına yansıyabilmelidir.
Adana Seyirci Değil, Aktör Olmalıdır
Benim için Mavi Diplomasi yalnızca bir dış politika yaklaşımı değildir.
Aynı zamanda bir kalkınma vizyonudur.
Türkiye Doğu Akdeniz’deki jeopolitik konumunu ekonomik güce dönüştürürken Adana bu dönüşümün merkezlerinden biri olmalıdır.
Ceyhan’ın enerjisini, Yumurtalık’ın denize açılan kapısını, Adana’nın sanayi ve üretim gücünü aynı stratejik hedef altında buluşturabilirsek, Doğu Akdeniz’deki değişim Adana için gerçek bir kalkınma fırsatına dönüşebilir.
Bu nedenle bugün sormamız gereken soru nettir:
Doğu Akdeniz yeniden şekillenirken Adana gelişmeleri uzaktan mı izleyecek, yoksa Türkiye’nin Akdeniz’e açılan enerji, üretim ve lojistik merkezlerinden biri mi olacak?
Benim cevabım da nettir:
Adana seyirci kalmamalı.
Adana, Doğu Akdeniz’in geleceğinde söz sahibi olan şehirlerden biri olmalıdır.
AsHaberAdana.Com ~ Adana'da Haberin Merkezi Adana Gündem – Adana Haberleri – Adana Büyükşehir Haberleri – Adana Haber Ajansı – Adana Gazetesi – As Haber Adana