Bir okul kapısından içeri giren çocuklar sadece çanta taşımaz; o kapıdan içeri umut girer, gelecek girer. Ve devletin en temel görevi, o umudu korumaktır.
Ama Siverek’te olanlar bize şunu açıkça gösterdi: O kapılar artık yeterince güvenli değil.
Yaralanan öğretmenler, öğrenciler, bir kantin emekçisi… Bu tabloyu “üzücü bir olay” diyerek geçiştirmek mümkün değil. Çünkü bu bir istisna değil; bu, birikmiş ihmalin, görmezden gelinmiş sorunların ve ertelenmiş sorumlulukların sonucudur.
Şimdi yine aynı döngü başlayacak: Kınamalar yapılacak. “Gereği yapılacak” denilecek. Güvenlik önlemleri artırılacak.
Peki sonra?
Asıl soruyu sormadan hiçbir şey değişmez: Bu noktaya nasıl gelindi?
Eğitim sistemi yıllardır sadece sınavlara odaklanan, öğrenciyi rakamlara indirgeyen bir yapıya sıkışmış durumda. Okullar, gençlerin kendini bulduğu yerler olmaktan çıkıp, elenenlerin sessizce sistem dışına itildiği alanlara dönüşüyor. Açık liseye yönlendirilen her öğrenci sadece bir “tercih” yapmıyor; çoğu zaman sistem ona “sen burada fazlasın” diyor.
Ve biz bu sessiz dışlanmayı görmezden geliyoruz.
Rehberlik hizmetleri yetersiz, okul psikologları ya yok ya da sayıca çok az. Öğretmenler tükenmiş, aileler çaresiz. Ama politika hâlâ tabelalarla, müfredat tartışmalarıyla ve günü kurtaran kararlarla meşgul.
Bu bir eğitim krizi değil sadece; bu bir öncelik krizi.
Çünkü bir ülkede gençlerin ruh sağlığı, öğretmenin çalışma koşulları ve okulun güvenliği geri plana itiliyorsa, orada sorun bireysel değildir—sistemiktir.
Ve evet, bu noktada sorumluluk sadece bireylerde değil, karar vericilerdedir.
Ama işin bir de toplumsal tarafı var.
Şiddeti normalleştiren dil, öfkeyi besleyen siyaset, umutsuzluğu büyüten gündem… Gençler bunların hepsinin içinde büyüyor. Sürekli değersiz hissettirilen, dinlenmeyen, görülmeyen bir kuşaktan bahsediyoruz.
Ve unutmayalım: Görülmeyen bir çocuk, bir gün kendini en sert şekilde görünür kılmaya çalışabilir.
Bu yazı bir günah keçisi bulmak için yazılmadı. Ama sorumluluğu dağıtarak yok saymak için de yazılmadı.
Çünkü mesele tek bir saldırı değil; mesele, o saldırının mümkün hale gelmesidir.
Eğer gerçekten üzülüyorsak, artık ezber tepkileri bırakmak zorundayız. Daha fazla kamera, daha yüksek duvarlar değil; daha fazla anlayış, daha güçlü bir eğitim politikası ve gerçekten işleyen bir destek sistemi gerekiyor.
Aksi halde biz sadece sonuçlarla uğraşmaya devam ederiz.
Ve her seferinde aynı cümleyi kurarız: “Nasıl oldu?”
Oysa cevap ortada: Oldu. Çünkü engellenmedi.
AsHaberAdana.Com ~ Adana'da Haberin Merkezi Adana Gündem – Adana Haberleri – Adana Büyükşehir Haberleri – Adana Haber Ajansı – Adana Gazetesi – As Haber Adana