hüseyin evgin

5 Ocak: Adana’da Kurtuluşun Hafızası ve Direnişin Ahlâkı

Tarih, bazı şehirleri yalnızca coğrafyalarıyla değil, verdikleri mücadeleyle tanımlar. Adana, bu şehirlerin başında gelir. 5 Ocak 1922, Adana’nın yalnızca işgalden kurtulduğu bir gün değil; bir halkın iradesini, ahlâkını ve onurunu tarihe kazıdığı gündür. Bu tarih, silahlı direnişin ötesinde, toplumsal bir seferberliğin ve kolektif bilincin zaferidir.
Mondros Mütarekesi sonrasında Çukurova’nın işgali, Adana halkı için yalnızca bir askeri tehdit değil, varoluşsal bir kırılma noktası olmuştur. Ancak bu kırılma, teslimiyetle değil; örgütlü direnişle karşılanmıştır. Kuvayı Milliye hareketi, Adana ve çevresinde halkın doğrudan katılımıyla güçlü bir yerel karakter kazanmış; Toroslar, direnişin doğal siperleri hâline gelmiştir.
Bu mücadelenin coğrafi ve stratejik merkezlerinden biri Tufanbeyli ve Saimbeyli olmuştur. Dağlık yapısı ve ulaşım zorluklarına rağmen bu bölgeler, milli direnişin lojistik ve askeri omurgasını oluşturmuştur. İbo Osman gibi yerel milis liderleri, düzensiz ama son derece etkili birliklerle işgal güçlerine karşı kararlı bir direniş sergilemiş; halk savaşının ne anlama geldiğini somutlaştırmıştır.
Adana direnişi yalnızca silahla yürütülmemiştir. Ahmet Remzi Yüreğir, milli mücadelenin düşünsel ve örgütsel boyutunu temsil eden en önemli isimlerden biridir. Basın yoluyla kamuoyu oluşturmuş, halkın bağımsızlık fikri etrafında kenetlenmesine öncülük etmiştir. Onun mücadelesi, milli direnişin entelektüel zeminini güçlendirmiş; kurtuluşun yalnızca cephede değil, toplumsal bilinçte de inşa edildiğini göstermiştir.
Bu destanın en çarpıcı ve tarihsel açıdan en anlamlı yönlerinden biri, kadınların aktif rolüdür. Kılavuz Hatice, bu bağlamda sembolik bir figür olmanın ötesinde, fiilî direnişin parçasıdır. Düşman birliklerine karşı milli kuvvetleri yönlendirmesi, yerel bilgiyi stratejik avantaja dönüştürmesi; kadınların milli mücadeledeki yerini tartışmasız biçimde ortaya koymuştur. Onun cesareti, direnişin toplumsal cinsiyet sınırlarını nasıl aştığının canlı bir kanıtıdır.
Mücadelenin manevi ve meşruiyet boyutunda ise Karaisalı Müftüsü Mehmet Hoca önemli bir rol üstlenmiştir. Vaazları ve fetvalarıyla işgale karşı direnişi dini, ahlaki ve vicdani bir sorumluluk olarak tanımlamış; halkın tereddütlerini ortadan kaldırmıştır. Bu yönüyle milli mücadele, yalnızca askeri değil; aynı zamanda ahlaki bir direniş niteliği kazanmıştır.
5 Ocak 1922’de Adana’nın kurtuluşu, bireysel kahramanlıkların ötesinde, bir toplumun ortak iradesinin ürünüdür. Bu zafer; dağlarda çarpışan milislerin, kalemiyle mücadele eden aydınların, yol gösteren kadınların ve halkı diri tutan din adamlarının ortak eseridir.
Bugün 5 Ocak’ı anmak, yalnızca geçmişi hatırlamak değildir. Bu tarih, Adana’nın kolektif hafızasını diri tutmak; bağımsızlığın bedelini ve anlamını gelecek kuşaklara aktarmak sorumluluğudur. Çünkü Adana’nın kurtuluşu, yalnızca bir askeri başarı değil; bir milletin kendi kaderini tayin etme iradesinin tarihsel ifadesidir.

Bunları da Okuyabilirsiniz

ÇGC Başkanı Esendemir, “5 Ocak Adana’nın iradesidir”

Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Genel Başkanvekili ve Çukurova Gazeteciler Cemiyeti (ÇGC) Yönetim Kurulu Başkanı Cafer …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir