Siyasetin Zübükleştiği Yerde Toplumun Çöküşü Başlar

Bir ülkenin kaderi, onu yönetenlerin karakteriyle doğrudan ilişkilidir.

Ne yazık ki bugün geldiğimiz noktada, siyasetin omurgasını oluşturan ilke, duruş ve ahlak; yerini günü kurtaran hesaplara, koltuk sevdasına ve çıkar ilişkilerine bırakmış durumda.

Sürekli parti değiştiren, dün savunduğunu bugün inkâr eden, ideolojisini cebine göre şekillendiren “zübük” siyaset anlayışı, sadece siyaseti değil, toplumun tamamını çürütüyor.
Koltuk uğruna her kılığa girenler, aslında sadece kendi itibarlarını değil, temsil ettikleri halkın da geleceğini pazarlıyor. Dün başka bir partinin bayrağını taşıyanların bugün bambaşka söylemlerle karşımıza çıkması, siyaseti bir hizmet alanı olmaktan çıkarıp, adeta bir çıkar pazarı haline getiriyor. Bu durum da halkın siyasete olan güvenini derinden sarsıyor.
Peki bu çürüme sadece meclis koridorlarında mı kalıyor?

Elbette hayır.
Ekonomide yaşanan derin kriz, vatandaşın belini bükmüş durumda. Alım gücü düşmüş, umutlar tükenmiş, gelecek kaygısı her geçen gün büyüyor. Ancak bu tablo karşısında çözüm üretmesi gerekenler, hâlâ siyasi manevralarla meşgul. Halk geçim derdindeyken, onların gündemi koltuk hesapları.
Toplumun en kanayan yaralarından biri olan kadın cinayetleri ise artık sıradan bir haber gibi sunuluyor.

Her gün bir kadının hayatının son bulduğu bu ülkede, caydırıcı politikalar yerine hamasi söylemlerle yetinilmesi, sorunun ne kadar ciddiye alındığını gözler önüne seriyor. Kadınların yaşam hakkı, siyasi hesapların gölgesinde kalmamalı.
Bir diğer acı gerçek ise madde kullanımındaki artış. Özellikle gençler arasında hızla yayılan bu tehlike, aslında umutsuzluğun ve sahipsizliğin bir göstergesi. Geleceğe inancını kaybeden bir gençlik, kendini karanlık yollarda buluyor. Bu da sadece bireysel değil, toplumsal bir çöküşün habercisi.
Tüm bu sorunların ortak noktası ise liyakatsiz, ilkesiz ve sadece kendi çıkarını düşünen bir yönetim anlayışının ürünüdür.

Siyaset; halka hizmet etmek yerine, kişisel kariyer basamağı haline getirildiğinde, sonuç kaçınılmaz olarak bu olur.
Artık şunu açıkça söylemek gerekiyor: Bu ülkenin en büyük sorunu sadece ekonomi, güvenlik ya da sosyal meseleler değil; bu sorunları çözmesi gereken zihniyetin kendisidir.
Gerçek bir değişim, sadece isimlerin değil, anlayışın değişmesiyle mümkün olacaktır. İlkesizliğin değil, dürüstlüğün; çıkarcılığın değil, fedakârlığın; yalakalığın değil, halkın yanında durmanın değer gördüğü bir siyaset anlayışı yeniden inşa edilmeden, bu karanlık tablodan çıkmak mümkün değildir.

Selam olsun koltuk için kendini satmayana, selam olsun vatan için emek harcayana ve selam olsun bu satırları okuyup da anlayanlara!

Bunları da Okuyabilirsiniz

ÇİFTÇİNİN ELEKTRİK ÇİLESİ: 4 YILDA 75 BİN ABONENİN ŞALTERİ İNDİ!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer’in soru …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir