hüseyin evgin

TAM BAĞIMSIZLIĞIN GENÇ SESİ

Tıbbiyeli Hikmet
1919’un karanlık günlerinde bir tıp öğrencisi kürsüye çıktı ve bütün bir milletin kaderini özetleyen o cümleyi kurdu: “Manda kabul edilemez.” Tıbbiyeli Hikmet’in sesi yalnızca bir öğrencinin değil, bağımsızlık isteyen bir milletin sesiydi.
1919 yılı, Osmanlı Devleti için tarihinin en ağır ve en kırılgan dönemlerinden birine işaret ediyordu. I. Dünya Savaşı’nın ardından imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması, Anadolu’nun işgale açık hâle gelmesine neden olmuş; ülke siyasal, ekonomik ve askerî bakımdan derin bir çöküş sürecine sürüklenmişti.
İstanbul işgal altındaydı. Anadolu’nun pek çok şehri yabancı güçlerin kontrolüne geçmişti. Devlet otoritesi zayıflamış, halk belirsizlik ve umutsuzluk içinde geleceğini arıyordu.
Ancak tam da bu karanlık ortamda, milletin kaderini değiştirecek bir direniş filizleniyordu: Türk Kurtuluş Savaşı.
Bu mücadelenin en kritik aşamalarından biri, 4–11 Eylül 1919 tarihleri arasında gerçekleştirilen Sivas Kongresi oldu.
Anadolu’nun dört bir yanından gelen temsilciler, işgallere karşı yürütülecek direnişin yol haritasını belirlemek için bir araya gelmişti. Fakat kongredeki en önemli tartışma konularından biri, bazı çevrelerin dile getirdiği manda ve himaye fikriydi.
Özellikle Amerikan mandası düşüncesi, kimi delegeler tarafından ülkenin içinde bulunduğu zor durumdan çıkış yolu olarak görülüyordu.
Tam da bu tartışmaların yoğunlaştığı sırada söz alan genç bir temsilci, kongre tarihine geçecek bir çıkış yaptı.
Kürsüye Çıkan Genç: Tıbbiyeli Hikmet
Bu genç, İstanbul’daki Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane öğrencilerinden biri olan Hikmet Boran idi.
Tıbbiyeli Hikmet kongreye tıp öğrencilerini temsilen gönderilmişti. Arkadaşları ona açık bir görev vermişti: tam bağımsızlık ilkesini savunmak.
Manda fikrinin ciddi biçimde tartışılmaya başlanması üzerine söz alan Hikmet, doğrudan kongrenin lideri Mustafa Kemal’e hitap ederek tarihe geçen şu sözleri söyledi:
“Paşam, delegesi bulunduğum tıbbiyeliler beni buraya istiklal davamızı savunmam için gönderdiler. Eğer manda kabul edilecek olursa bunu kabul etmem. Böyle bir karar alınırsa sizi de reddeder ve vatan kurtarıcısı değil, vatan batırıcısı sayarız.”
Bu sözler kongre salonunda derin bir sessizlik yarattı.
Genç bir öğrencinin böylesine açık ve kararlı bir tavır ortaya koyması, delegeler üzerinde güçlü bir etki bırakmıştı.
Mustafa Kemal Paşa’nın cevabı ise bu kararlılığı teyit eder nitelikteydi:
“Muhtaç olduğuz kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur. Gençliğe bakın arkadaşlar… Biz de aynı fikirdeyiz.” “ Evlat içiniz rahat olsun . Biz azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz.Mandada yok, himayede yok. Parolamız tektir ve değişmez : Ya istiklal ya ölüm..” der.
Tıbbiyeli Hikmet’in adı yalnızca Sivas Kongresi ile değil, 14 Mart geleneğiyle de anılır.
14 Mart 1919’da İstanbul işgal altındayken tıp öğrencileri Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin kuruluş yıldönümünü bahane ederek bir toplantı düzenlediler. Ancak bu toplantı aslında işgale karşı bir protestoydu.
Tıp öğrencileri okul binasına Türk bayrağı asarak işgale karşı bir direniş sembolü ortaya koydu. Bu eylem, gençliğin bağımsızlık iradesinin güçlü bir göstergesi olarak tarihe geçti.
Bu hareketin öncülerinden biri olan Hikmet Boran, Tıp Bayramı’nın ortaya çıkışında da önemli bir sembol isim hâline geldi.
Cumhuriyet döneminde 1929 yılından itibaren 14 Mart, Türkiye’de Tıp Bayramı olarak kurumsal biçimde kutlanmaya başlandı.
Bugün bu tarih yalnızca sağlık çalışanlarının meslek günü değildir. Aynı zamanda fedakârlığın, bilimin ve toplum için verilen emeğin simgesidir.
Ama belki de daha önemlisi, Türk gençliğinin bağımsızlık idealine sahip çıkma kararlılığının tarihsel bir hatırlatıcısıdır.
Bir kongre salonunda kürsüye çıkan genç bir öğrencinin sesi, bazen bir milletin kaderini anlatmaya yeter.
Tıbbiyeli Hikmet’in sesi işte böyle bir sesti.
Ve o ses, hâlâ bize şunu hatırlatıyor:
Bağımsızlık, bazen en genç seslerden yükselir.

Bunları da Okuyabilirsiniz

Mavi İz Projesiyle Deniz Kirliliğine Sanat Dokunuşu

Marmara Denizi’nin ekosistemini tehdit eden hayalet ağlar ve deniz atıkları, deniz dibinden çıkarılarak güçlü bir …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir