hüseyin evgin

8 Mart: Kutlama Değil, Hesaplaşma

Her yıl aynı sahne: 8 Mart geldiğinde vitrinler mor renge boyanır, kurumlar “kadının gücü” temalı mesajlar yayımlar, siyasetçiler eşitlik vurgusu yapar. Ama gelin açık konuşalım: 8 Mart bir kutlama günü değildir. 8 Mart, düzenle hesaplaşmanın günüdür.
Çünkü bu günün kökü zarif salonlarda değil, yanmış bir fabrikanın karanlığında filizlenmiştir. 1857’de ABD’nin New York kentinde tekstil işçisi kadınlar, sömürüye karşı greve çıktığında talepleri devrimci değil, insaniydi: Daha kısa çalışma saatleri, daha adil ücret, daha güvenli koşullar. Cevap ne oldu? Baskı, şiddet ve ölüm. Çıkan yangında 129 kadın işçinin yaşamını yitirmesi, kapitalist üretim düzeninin kadın emeğini nasıl “harcanabilir” gördüğünün trajik bir simgesiydi.
Bu yüzden 8 Mart’ın özü, yalnızca cinsiyet eşitliği meselesi değil; sınıf meselesidir.
1910’da Kopenhag’da toplanan Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda Clara Zetkin’in önerisiyle 8 Mart’ın uluslararası bir mücadele günü ilan edilmesi tesadüf değildi. Zetkin ve dönemin kadın hareketi şunu biliyordu: Kadınların özgürlüğü, yalnızca hukuki eşitlikle değil; ekonomik bağımsızlıkla mümkündür. Yani mesele, sistemin kendisidir.
1917’de Rusya’da kadınların “Ekmek ve Barış” sloganıyla başlattığı grev, sadece bir kadın eylemi değil; bir rejimi sarsan toplumsal bir kırılmaydı. Kadınlar, savaşın ve yoksulluğun yükünü taşımayı reddederek siyasetin öznesi haline geldiler. Bu, tarihin akışını değiştiren bir müdahaleydi.
Bugün ise 8 Mart, giderek “zararsızlaştırılmak” isteniyor.
Sistemin çelişkisi burada başlıyor:
Bir yanda kadın emeği en güvencesiz alanlarda yoğunlaşırken,
diğer yanda şirketler 8 Mart’ı bir pazarlama fırsatına dönüştürüyor.
Bir yanda bakım emeği görünmez kalmaya devam ederken,
diğer yanda eşitlik söylemi reklamlara sıkıştırılıyor.
Oysa gerçek şu: Kadın meselesi, yalnızca temsil meselesi değildir. Yönetim kurullarında kaç kadın olduğu kadar; tarlada, atölyede, evde, bakım yükünde kadınların hangi koşullarda yaşadığı da politiktir.
1977’de Birleşmiş Milletler 8 Mart’ı resmen tanıdığında, bu günün devrimci köklerini törpülemek mümkün olmadı. Çünkü 8 Mart’ın özü, hatırlatmaktır:
Kadınların eşitsizliği doğanın değil, düzenin sonucudur.
Ve düzen değişmeden eşitlik tam anlamıyla mümkün değildir.
Bu nedenle 8 Mart, çiçek verilen değil; sorumluluk alınan bir gündür.
Anma değil; itirazdır.
Kutlama değil; mücadele çağrısıdır.

Bunları da Okuyabilirsiniz

JMO Başkanı Dr. Tatar “Deprem Haftası Sorgulama Haftası Olmalıdır”

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, 1–7 Mart Deprem Haftası dolayısıyla …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir