“Memnuniyetle tekrar görüyorum ki, laik Cumhuriyet esasında beraberiz. Zaten benim siyasi hayatta bir taraflı olarak daima aradığım ve arayacağım temel budur…” diyen Mustafa Kemal Atatürk, aslında yalnızca kendi döneminin değil, bugünün ve yarının Türkiye’sinin de pusulasını ortaya koyuyordu.
Çünkü laik Cumhuriyet, bu ülkenin yalnızca bir yönetim biçimi değil; aynı zamanda bir yaşam tercihi, bir medeniyet yönelişi ve bir özgürlük zeminidir.
Bugün Türkiye’de düşünce ve vicdan özgürlüğünden söz edebiliyorsak, kadınların kamusal hayattaki varlığını tartışmasız kabul ediyorsak, hukukun üstünlüğünü bir ideal olarak benimsiyorsak ve ulusal egemenliği siyasetin temeli sayıyorsak; bunun arkasında yatan en büyük tarihsel kazanım laik Cumhuriyet’tir.
Laiklik çoğu zaman dar bir şekilde, sadece din ile devlet işlerinin ayrılması olarak tanımlanır. Oysa Cumhuriyet’in kurucu aklı açısından laiklik; aklın rehberliğini, bilimin yol göstericiliğini ve yurttaşların eşitliğini esas alan bir toplumsal düzen demektir. Bu yönüyle laiklik, sadece bir hukuk ilkesi değil, aynı zamanda modernleşmenin anahtarıdır.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında atılan adımlara baktığımızda bu gerçeği açıkça görürüz. Halifeliğin kaldırılmasından eğitim birliğine, harf devriminden kadın haklarına, devletçilik politikalarından sanayileşme hamlelerine kadar yapılan her reformun ortak paydası; bireyi kul olmaktan çıkarıp yurttaş haline getirmektir.
Bu süreçte yaşanan sancılar, isyanlar ve tartışmalar da Cumhuriyet’in dönüşüm iddiasının ne kadar köklü olduğunu gösterir. Çünkü laik Cumhuriyet, sadece kurumları değil, zihniyet dünyasını değiştirmeyi hedeflemiştir.
Dış politikada bağımsızlıkçı çizgi, içeride sosyal devlet anlayışı, eğitimde bilimsel yaklaşım ve toplumsal hayatta kadın-erkek eşitliği… Bunların hiçbiri birbirinden bağımsız değildir. Hepsi aynı fikrî omurganın parçalarıdır: çağdaş, özgür ve eşit yurttaşlardan oluşan bir ulus yaratma iradesi.
Bugün laik Cumhuriyet’i savunmak, aslında bir tarih tartışmasının tarafı olmak değil; özgürlüğün, adaletin, bilimin ve eşitliğin yanında durmaktır.
Atatürk’ün mirası tam da budur.
Ve bu miras, geçmişe ait bir hatıra değil; geleceğe dair bir sorumluluktur.
AsHaberAdana.Com ~ Adana'da Haberin Merkezi Adana Gündem – Adana Haberleri – Adana Büyükşehir Haberleri – Adana Haber Ajansı – Adana Gazetesi – As Haber Adana